Sparta’da Çocuk Eğitimi

Sparta’ya geldiğinizde neredeyse büyük harflerle yazmak istersiniz adını; hatta harflerin aralarına yıldız dahi koymak istersiniz. [1] Donald Kagan’ın bu cümlesi, birçoğumuzun Sparta hakkındaki düşüncelerini özetleyen bir cümle. Kahramanlıkları -her ne kadar daha devlet yaşarken bile eski ihtişamından epey uzaklaşmış olsa da- akademideki yeri bir tarafa, hala popüler kültürde bile hatırı sayılır bir konumda: Zack Synder’ın 2007 yapımı 300 adlı filmindeki epik sahneleri ve replikleri hepimiz biliriz ya da Total War: ROME II adlı video oyununda geçen, Sparta Kahramanları hakkındaki “Eğer tüm Spartalılar kahramansa, onların kahramanları ne kadar dehşetle görkemlidir?” tanımı oyuncuların çoğunun dikkatini çekmiştir, veya ünlü müzik grubu Sabaton‘un Sparta şarkısını bazılarımız dinlemiştir. Örnekler uzar gider. İşte bu yazının konusu, asırlardır övülen bu kahramanların çocukluk dönemleridir; doğumlarından delikanlılıklarına kadar… [2]

Spartalıların tarihe kazınmış kahramanlıklarını yaratan ortamın mimarı, Lykurgos [3] adlı, gerçekte var olup olmadığı bile tartışılan, insan mı yoksa tanrı mı olduğu bile kesinleşmeyen biriydi. Lykurgos birçok Yunan memleketini gezip, oraların insanlarını gözlemledikten sonra toplumun her kesimine her yönden müdahele edebileceği bir töre [4] hazırladı, ve bu töreyi M.Ö. VII. yüzyılda memleketi Sparta’da uygulatmaya başladı. Spartalıların saçlarını bile ne zaman tarayacaklarına dair bazı kısıtlamalar [5] içeren bu töreler sebebiyle insanlar tamamen devlet tahakkümüne girmişti. Spartalı olmayan insanların da asırlar sonra bile hayranlıkla bahsettiği bu törelerden, Spartalılar da oldukça memnun kalmış olmaları gerek; çünkü cinsiyet, yaş, vs. farketmeksizin herkesin uygulamak zorunda olduğu bu töreler, hayatlarını nesillerce şekillendirdi. Sistem elbetteki aynı kalmamış, son şeklini M.Ö. VI. yüzyılda yapılan eklemelerle almıştı. Ancak biz bu yazıda bahsedilen törelerin sadece pedagojik öğretilerini sunacağız.

Militarist Bir Rüya: Sparta

Sparta yaşam tarzı bütünüyle Sparta ordusunun gücünün en üst noktasında tutma odaklıydı [6]. Bu ordunun çekirdeği, Lakedaimonia’nın [7] başkenti olan Sparta kenti içinde ikamet eden insanlardı (Spartiates). Dolayısıyla Spartalıların tek görevi savaşmak ve savaşa hazırlanmaktı [8]. Ekonomik olarak devlete sunduğu işgücü veya sermaye [9] yok denecek kadar azdı [10]. Bu yüzden Spartalıların günlük yaşamları çoğunlukla hem fiziksel hem de zihinsel talim ve terbiyeyle geçiyordu. Sürekli hiyerarşi ve yaş olarak kendilerinden üstün olan vatandaşlar tarafından bir sınava tabi tutuluyorlardı. 60 yaşlarına kadar orduda faal görevlerde bulunuyorlardı. [11]. Askerlik onlar için bir meslek grubu değildi; çünkü sürekli askerlik işleriyle uğraşıyor ve buradan Plutarkhos’a göre, şeref ve zafer harici bir kazanç beklemiyorlardı. Her ne kadar komün bir şekilde yaşıyor olsalar da ve Lykurgos’un töreleri bireyselciliğin önünü kesse de takdir almak ve onurlandırılmak için birbirleriyle sürekli rekabet halindeydiler.

Çocukluk…

Spartalılar için ilk sınav ise doğar doğmaz başlıyordu: Paidonomoslar [12] doğan çocuğun sağlıklı olup olmadığını kontrol ederler ve eğer çocukta en ufak bir fiziksel sıkıntı bulurlarsa uçurumdan aşağıya atarlardı; ardından anneler de çocuklarını suyla değil şarapla yıkarlar. Çocuk hastalıklıysa şarabın etkisiyle ölür, sağlıklıysa daha da kuvvetlenirdi [13]. Spartalılar yıllarca yapılan gözlemler neticesinde bu uygulamanın gerçekten de işe yaradığına inanıyorlardı, Plutarkhos da öyle. Annelerin içgüdülerini bertaraf edip doğan çocuklarını Paidonomoslara elleriyle teslim ettiklerini düşünmek, toplumun bu mükemmelliyetçiliğini anlamak adına çok önemli, biraz da rahatsız edici doğrusu.

Çocuk, 7 yaşına kadar ailesiyle vakit geçirir. Ancak babasıyla geçirdiği vakit oldukça azdır; çünkü babaların 30 yaşlarına kadar -eğitimlerini tamamlayana kadar- aileleriyle birlikte yaşamalarına izin verilmezdi. Bu süre zarfında eğitimli bir dadı tarafından büyütülür. Spartalı dadılar memleketlerinin adına yaraşır şekilde çocukları eğitir: Bebekleri bezlere sarmaz, uzuvlarını serbest bırakırlardı. Yemek seçmemeye, nazlanmamaya, karanlıktan ve yalnızlıktan korkmamaya, mızmızlıklardan, ağlayıp bağırmalardan kaçınmaya alıştırırlarmış. [14]

Çocuk 7 yaşına geldiğinde memurlar tarafından ailesinden alınır ve 23 yıl boyunca kesintisiz bir talim ve terbiye göreceği bir nevi askeri bir okula götürülürdü. Aralarında yıllarca aynı barakalarda yaşayacakları gruplara (agelai) bölünürlerdi. Ancak bu eğitimden kraliyet aileleri [15] muaftı. Donald Kagan’a göre bu muafiyetin sebepleri şunlardı: Kraliyet ailelerinden birinin bu eğitimi başarısızlıkla sonuçlandırmasından sonra ortaya çıkacak olan utancın ihtimalini ortadan kaldırma ve kraliyet ailelerinden birinin sıradan bir Spartalı tarafından talim esnasında, ceza uygulamalarında vs. dayak yemesinin önüne geçme isteğiydi.

Çocuklar burada Spartalılığın ne demek olduğunu öğrenecekti.

Saçlarını kazıtıyorlardı ve ayaklarının tabanları sertleşsin diye yalın ayakla sporlarını gerçekleştirecek, soğuğa alışşsınlar diye yıllarca tek bir kumaş parçasına sarınacaklardı. Bazen çıplak halde spor yapıyorlardı. Yıkanma ve kokular sürme yılın sadece belli bir dönemlerinde yapılıyordu. Bu okulda yaş temelli bir hiyerarşi vardı. Daha büyük olan çocuklar, küçükleri kavga etsinler diye kışkırtıp gözlemliyorlardı, ceza uyguluyor veya ödüllendiriyorlardı. Çocukların kavgalar esnasında aldıkları tavırlardan bir tahlil yapılıyordu; acaba bu çocuk mücadelede agresif mi yoksa pasif mi? 23 yıl boyunca böyle bir eğitimden geçen bir insanın nasıl bir askere dönüşeceğini tahayyül edince şaşırmamak elde değil.

Eğitimin en ilginç olan kısmı ise hırsızlıktı. Çocuklar aç kaldıklarında yemek bulabilsinler diye hırsızlığa teşvik ediliyordu. Yakalanmadıkları zaman hiçbir sıkıntı olmuyordu ancak yakalandıkları zaman cazalandırılıyorlardı; dövülüyor, kırbaçlanıyor ve aç bırakılıyorlardı. Plutarkhos’a göre cezalandırmanın nedeni hırsızlık değil, yakalanmasıydı; yani hırsızlığı becerememiş olmasıydı. Zaten paranın bir değeri olmadığı ve yiyeceklerin ortak tüketildiği bir toplumda hırsızlığın günümüze kıyasla kötü sayılmaması normal bir şeydir.

Çocuklar ailelerinden ayrı kalınca, başsız kalmasınlar diye (?) yanlarına yaşça oldukça büyük bir vatandaş veriliyordu. Aralarında homoseksüel bir ilişki ortaya çıkıyordu. Ancak Egon Friedell’in aktardıklarına göre bu durum zaten teşvik edilen bir durumdu zira Platon da bu durumu şöyle nitelendiriyordu: “Baştan sona sevgililerden kurulu bir devlet ya da bir ordugâhtan daha iyisi olamaz. O zaman insanlar birbirlerini sürekli kollar ve kötülükten uzak durur, sürekli hoş bir rekabet halinde olurlardı. Azınlıkta bile olsalar, savaşta yenemeyecekleri düşman olmazdı. Çünkü bir âşık sevgilisine rezil olmaktansa dünyaya rezil olmayı tercih eder. Hiç kimse Eros’un cesaret veremeyeceği kadar bayağı olamaz” [16]. Bu meseleye; günümüz bakış açısıyla değil de o dönemin açısından bakmak ve değerlendirmek gerekir.

Talimden sonra erkekler hep beraber yemek yiyor ve bu yemeklerde her yaş grubundan vatandaşlar tarafından vatansever şarkılar, militarist marşlar söyleniyordu:

Yaşlılar: Biz yiğit savaşçılardık bir zamanlar!

Orta yaşlılar: Biz yiğit savaşçılarız, dene istersen!

Çocuklar ve gençler: Biz daha üstün olacağız bir gün! [17]

Kız çocukları da -oğlanlar kadar olmasa da- birtakım eğitimden geçiyorlardı. Onlar da ara sıra oğlanlarla beraber çıplak şekilde spor ve talim yapıyorlardı. Spartalı olmayan Yunanlar için bu oldukça gayri ahlaki bir durumdu ama Spartalılar bu tür yorumları umursayacak insanlar değillerdi. Zira kadınların spor yaparak sağlıklı bir bedene kavuşması, sağlıklı çocuk doğurma ihtimalini arttırıyordu onlara göre. Onların en kutsal görevi annelikti. Yukarıda bahsedildiği gibi çocuklarını Paidonomoslara elleriyle teslim edecek kadınlar olacaktı onlar. Oğullarını savaşa gönderirken bizzat zırhlarını kuşandıracaktı. Mezar taşlarına adları, doğum esnasında ölürse yazılıyordu; şehadet gibi bir şeydi onlar için… Sparta’da kadınlara annelik vasıflarından dolayı verilen değer, diğer Yunan kadınlarına kıyasla onlara daha fazla hak ve özgürlük kazandırıyordu.

Sonuca varmak gerekirse, hemen hemen her Sparta vatandaşı, duvardaki başka bir tuğla parçasına çevriliyordu.

Kalkanlarına boyanmış olan ”Λ” (lambda) harfi için yaşamaları gerektiği kafalarına kazınan bu insanlar, bağırlarından Leonidas’ı [18] çıkarsalar da Pausanias’ın [19] de çıkmasını engelleyememişlerdi. Korkusuzlukları ile nam salmış olsalar da, Heliotlar üzerinde muazzam bir tahakküm kurmuş olsalar bile, tarihleri boyuca yaşamlarını onların çıkaracağı herhangi bir isyandan korkarak geçirmişlerdi ki, bu da onları her zaman şiddete başvurmalarına sebep olmuştu. Kusursuz bir askeri sistem kurmuş gözükseler de, kaybettikleri tek bir savaş, onları az daha tarih sahsesinden silecekti. Sparta içerisinde törelerine sadık gözükseler de, Thukydides’in aktardığına göre bazıları başka memleketlerde törelerini hiçe saymıştı. Sparta hakkında birçok hüküm versek bile, onların kafamızda oluşturdukları çelişkileri de azımsamamak gerekiyor.

Dipnotlar

[1] PANDORA – POLİTİKA, ‘’Sparta (Antik Yunan Tarihine Giriş – 9, 10)’’ Youtube, 4 Eylül, 2017, https://www.youtube.com/watch?v=S-8pkd5m9UM

[2] Bu yazıda bahsedilecek olan çocuk eğitimi sadece Spartalıların çocuk eğitimi üzerinedir. Lakedaimonia’daki diğer sınıflar olan Heliotlar veya Perioikoilar dahil edilmemiştir.

[3] Lykurgos, M.Ö. VII. yüzyılda yaşadığı tahmin edilen Sparta’nın efsanevi kanun koyucusudur. Hakkındaki en detaylı bilgileri Plutarkhos’un biyografisinden öğreniyoruz.

[4] Lykurgos’un kuralları, bazı metinlerde yasa bazı metinlerde de töre olarak geçer. Ancak Lykurgos kurallarını yazıya dökmediği, dolayısıyla bu kurallar -en azından Spartalılar arasında- sözlü olarak kaldığı için töre kelimesini kullanmayı uygun bulduk.

[5] Plutarkhos, Lykurgos’un Hayatı, çev., Sabahattin Eyüboğlu ve Vedat Günyol, (İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2019), 39.

[6] T. R. Martin, Eski Yunan: Tarih Öncesinden Hellenistik Çağ’a, çev., Ümit Hüsrev Yolsal, (İstanbul: Say Yayınları, 2012), 140.

[7] Peloponnessos yarımadasının güneybatısındaki bölgeye verilen ad.

[8] PANDORA – POLİTİKA, ‘’Sparta (Antik Yunan Tarihine Giriş – 9, 10)’’ Youtube, 4 Eylül, 2017, https://www.youtube.com/watch?v=S-8pkd5m9UM

[9] Lykurgos, Sparta genelinde parayı yasaklamıştı. Onların yerine değeri oldukça düşük demir çubukları kullanılıyordu. Dolayısıyla buradaki sermeye; tarım, hayvancılık ve zanaat ürünleridir.

[10] Köle sınıfı olan Heliotlar devletin işgücünü sırtlanıyordu, ikinci sınıf vatandaş olarak tanımlayabileceğimiz, Sparta kendi dışında yaşayan Perioikoilar ise ekonomik sorumluluğu taşıyordu.

[11] S. Pomeroy, Antik Yunan’ın Kısa Tarihi, çev., Oğuz Yarlıgaş, (İstanbul: Alfa, 2018), 116.

[12] Çocukların eğitiminden sorumlu devlet memuru.

[13] Plutarkhos, Lykurgos’un Hayatı, çev., Sabahattin Eyüboğlu ve Vedat Günyol, (İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2019), 29.

[14] a.g.e., 29.

[15] Sparta’da ülke yönetiminde hakkı olan iki hanedan, dolayısıyla iki kral vardı: Agiad ve Eurypontid hanedanları. Bu iki kral birbirlerinin kararlarını veto edebiliyorlardı dolayısıyla asla tam bir hakimiyet kuramıyorlardı. Bu durumda kralın bir tirana dönüşme ihtimalini epey azaltıyordu. Savaşlarda ise krallar sırayla komutanlığa getiriliyordu.

[16] E. Friedell, Antik Yunan’ın Kültür Tarihi, çev., Necati Aça, (Ankara: Dost Kitabevi Yayınları, 1999), 99.

[17] Plutarkhos, Lykurgos’un Hayatı, çev., Sabahattin Eyüboğlu ve Vedat Günyol, (İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2019), 37.

[18] Thermopylai Muharebesi’ni yöneten Agiad Hanedanı’na mensup meşhur Sparta kralı.

[19] Perslerle işbirliği yapmak suretiyle devletine ihanetten öldürülen Sparta Kralı.

Kaynaklar

Friedell, E. Antik Yunan’ın Kültür Tarihi. Çev., Necati Aça. Ankara: Dost Kitabevi Yayınları: 1999.

Ksenophon. Şölen – Spartalıların Anayasası. Çev., Bilge Umar. İzmir: Sergi Yayınevi: 1984.

Martin, T. R. Eski Yunan – Tarihöncesinden Hellenistik Çağ’a. Çev., Ümit Hüsrev Yolsal. İstanbul: Say Yayınları: 2012.

Mansel, A. M. Ege ve Yunan Tarihi. Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınları: 2014.

Plutarkhos. Lykurgos’un Hayatı. Çev., Sabahattin Eyüboğlu ve Vedat Günyol. İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları: 2019.

Pomeroy, S. Antik Yunan’ın Kısa Tarihi. Çev., Oğuz Yarlıgaş. İstanbul: Alfa: 2018.

PANDORA – POLİTİKA, ‘’Sparta (Antik Yunan Tarihine Giriş – 9, 10)’’ Youtube, 4 Eylül, 2017, https://www.youtube.com/watch?v=S-8pkd5m9UM

Necip Ümit Oral
97 senesinin Haziranında Gaziantep'te doğdu. İlkokul eğitimini Ankara'da, lise eğitimini Antalya'da bitirmesinin ardından Marmara Üniversitesi'nde tarih öğrenimi görmeye hak kazandı. Hala bahsi geçen üniversitede lisans programını devam ettirmektedir. Genelde Eski Çağ tarihine, özel olarak da Hellenistik Döneme ilgilidir. 2016 Eylülünden itibaren Tarih-i Kadim kurumunda yazarlık yapmaktadır.