Son Güncelleme:

Emirhan Kabataş, Marmara Üniversitesi, Tarih Bölümü Lisans 1. Sınıf

Bu içerik, misafir yazar tarafından hazırlanmıştır. Siz de Tarih-i Kadim’de kendi içeriğinizi paylaşmak istiyorsanız tıklayın.

Kulikova Savaşı yalnız Ruslar üzerinde değil, yarattığı manevi sonuç bakımından lehte neredeyse tüm Doğu ve Kuzey Avrupa, aleyhte ise Tatar kitleleri üzerinde büyük etkiler bırakmış bir savaştır. O güne kadar ne kadar karışıklık ve sorun içerisinde olurlarsa olsunlar, Rus halkı tarafından Tatarlar psikolojik olarak durdurulamaz görülüyordu. Hatta, zaman zaman muhtelif Rus knezliklerinin Tatarları bazı savaşlarda yendikleri de ortadaydı ancak halk Cengiz döneminden itibaren alışılageldik bir korku hissetmekteydi. Bunu yalnız halka indirgemek de doğru olmayabilir. Çünkü bu dönemlerde Rusları birleştirmeye çalışan bazı knezlere karşı birtakım knezlerin de Tatar korkusuyla yahut kişisel ihtiraslarla bu fikre karşı çıktığı ve ayrılıkçı siyaset güttüğü ortadadır. Ayrıca bu psikolojiye sahip knezlikleri yalnız Rus kimliğinde görmek de yanlış olur. Çünkü bu tabuya, Litvanyalılar gibi bölgedeki neredeyse her topluluk sahipti.

Durum Rus perspektifinde bu şekildeyken, Altın Orda İmparatorluğu da inişli çıkışlı süreçlerin ardından fetret devrine girmiş vaziyetteydi.

Altın Orda üzerinde büyük etkilere sahip olan mirzaların kışkırtmalarıyla babasını katlederek tahta çıkan Berdibek Han, halk içerisinde büyük huzursuzluklara sebep oldu. Ayrıca bu dönemde veliaht olarak gördüğü oğlu da ölünce bir nevi bunalıma girdi ve 1360 civarında öldü. İşte bu ölümden sonra zaten çatırdamakta olan Altın Orda toprakları, aday hanlar ve mirzalar tarafından hak iddialarıyla bölünmeye başladı ve 20 yıllık bir iktidar mücadelesine sahne oldu. Bu dönemde Altın Orda tarafında ortaya çıkan en önemli figürün, Tatar bir kumandan olan Mamay Mirza olduğu söylenebilir. Mamay, devlet topraklarının tamamına hiçbir zaman sahip olamamasına ve hatta Cengiz soyundan gelmediği için hiçbir zaman resmen han olamamasına rağmen merkez şehirlere kukla bir han vasıtasıyla hakim olarak fetret devrindeki en büyük gücü oluşturdu.

Rus knezliklerinin birleşme fikrine nasıl baktığından yukarıda bahsetmiştik. Bu psikolojide 1362 yılında henüz 11 yaşında Moskova tahtına çıkan Dimitriy İvanoviç, iktidarının ilerleyen yıllarında genç yaşına rağmen knezlikleri birleştirme fikriyle hareket etmeye başladı. Dimitriy, Altın Orda’nın aslında uzun zamandır içinde bulunduğu çalkantılı sürecin farkındaydı. Sürekli değişen hanlar, nüfuzu yüksek kimselerin devlet yönetimi üzerindeki etkilerinin oluşturduğu olumsuz sonuçlar; başta Moskova olmak üzere knezlikler tarafından dikkatle takip ediliyordu.

Dimitriy’in bu dönemde üç temel amacı bulunuyordu:

Kendisine düşmanlık güden Vladimir Knezliği’ni almak; Tver Knezliğini ele geçirip Tatarlarla yapılan mücadelede Moskova’ya kaynak oluşturmak; yine aynı maksatla Ryazan Knezliği’ni ele geçirmek. Elbette bu üç başlığın da tek bir amaçta birleştiği açıktır. Dimitriy bütün Rus knezliklerini tek bir çatıda toplayıp Tatarlara karşı büyük bir güç oluşturmak niyetindeydi. Ayrıca Litvanya Knezi Olgerd de Tatarların içinde bulunduğu kaotik dönemden yararlanarak Buğ bölgesine 1362’de bir sefer düzenleyip Tatarları mağlup etmeyi başarmıştı. İlerleyişini sürdüren Olgerd 1365’te Kiev’i de almayı başarmış ve Doğu Avrupa’daki en güçlü siyasi güçlerden biri haline gelmişti. Bu başarıya rağmen Dimitriy İvanoviç’in birleştirici siyasetinden taraf olmaya uzaktı. Moskova’nın güçlenmesinden endişe etmek konusunda Altın Orda ile çıkarları örtüşen Olgerd, Mamay ile dayanışma içinde oldu.

Altın Orda içindeki siyasi karışıklıklar nedeniyle Mamay ve Dimitriy’in kısa bir süre yakınlaştığı bilinse de iki taraf birbirini doğal düşman olarak gördüğünden bu siyasi yakınlık çok geçmeden sona ermiştir. Moskova’nın güçlü birleşme siyaseti çok şaşırtıcı olmamakla birlikte Mamay’ın güçlü mukavemetiyle karşılaşmıştır. Dimitriy’in gözünü açıkça diktiği Trever ve Ryazan Knezliklerinin ayrılıkçı siyasetleri Mamay tarafından her türlü desteği görmüştü. Litvanya Knezi Olgerd, Mamay Mirza ve ayrılıkçı Rus knezlerinin yoğun çabalarına rağmen Dimitriy önderliğindeki Moskova’nın Ruslar üzerindeki gücü ve sempatisi artmaya devam etti. Öte yandan Mamay’ın da Dimitriy üzerinde gerçekten istediği baskıyı oluşturması için Altın Orda’nın özünü oluşturan Cuci Ulusu’nu hakimiyet altına alması gerekiyordu. Çünkü hanlık, topraklarının her yanından hak iddia eden aday hanlar ve mirzalar fışkırıyordu. Buna Timur’un büyük desteğiyle 1370’lerin ortalarında katılan Toktamış da dahildir. Mamay bu gerekliliği kesinlikle karşılayamamıştır.

Moskova ile Orda arasındaki mücadelenin yalnızca Mamay’la sınırlandırılamayacağı da açıktır. Bu dönemde bahsedildiği üzere birçok kimse hanlığa adaydı. Gök Ordu denilen bölgeden çıkan Arabşah aldı bir prens, kuvvetleriyle birlikte Mamay dahil olmak üzere hiçbir taht adayıyla muhatap olmadan doğruca Ruslar üzerine yürüdü. 1377 yılında Nijniy Novgorod şehri üzerine prensin geldiğini haber alan Dimitriy, büyük askeri güçler oluşturup bölgede prensi aramaya çıktı. Artık iki kitle (Tatar-Rus) arasındaki gerilim oldukça yüksekti. Rus alayları hiçbir Tatar izine denk gelmeden P’yana Irmağı denilen yere kadar ulaştılar. Buraya geldiklerinde Tatarların çok uzak bir bölgede olduklarını haber alarak gevşediler. İstirahat ve eğlence yapmaya başladılar. Durumu haber alan Arabşah, birlikleriyle hızla Rus alaylarını kuşattı ve kuvvetlerin büyük kısmını mağlup etti. Kalanlar ancak kaçarak canlarını kurtarabildiler. Nijniy Novgorod’a gelen Arabşah dirençle karşılaşmadan şehri yağmalattı. Bu olaydan sonra Arabşah tarih sahnesinden meçhul şekilde çekilmiştir.

Bundan bir yıl sonra Mamay Ruslar’a karşı tecrübe amacıyla bir sefere çıktı.

Nijniy Novgorod’u geçip yağmalasa da Moskova üzerinde başarısız olduğunu biliyoruz. Dimitriy İvanoviç’in birlikleri Altın Orda güçlerini püskürtmüş ve Voja Irmağı kıyısında iki ordu karşı karşıya gelmişti. Bu savaşı tartışmasız şekilde kazanan Rus güçleri Mamay’ın moralini ve itibarını da düşürdü. Bu büyük mağlubiyetten sonra Mamay’ın danışmanları onu teselli etmek için Moskova’ya karşı kışkırtmaya ve çözüm yolları sunmaya başladılar.

Altın Orda’nın şerefini kurtarmaya ve Rusları tekrar hakimiyet altına almaya karar veren Mamay Mirza bir ordu toplamaya koyuldu. Litvanya Knezi Jagiello’dan yardım sözü alıp Ryazan Knezi Oleg’i de güçleri arasına kattı. 1380’e gelindiğinde temelini Türk-Moğol güçlerinin oluşturduğu büyük bir kuvvet Mamay’ın ordusunu teşkil ediyordu. Hatta Rus kroniklerinin anlattığına göre, Frenk, Çerkes ve As paralı askerleri de orduda yer almaktaydı. Bunun haberini alan Dimitriy derhal hazırlığa başlayarak Tver dahil olmak üzere bütün knezliklerden yardım talebinde bulundu. Oluşturulan kuvvetten hareketle Dimitriy’in çabasının sonunda gerçekleştiğini söylemek mümkündür. 31 Temmuz 1380’de knezliklerin birleşik ordusu toplanmıştı. Mamay üzerine yürümeye başlayan Dimitriy’in ordusuna bu yolda Oleg ve Jagiello hariç bütün knezler katılmıştı.

Don Vadisi’ne yönelen Rus ordusu sonunda Kulikova Ovası’nda Mamay Mirza’nın ordusuyla karşılaştı. Mamay 5 kumandanıyla birlikte yüksek bir tepeye çıkıp savaşı buradan yönetmeye ve izlemeye başladı. 8 Eylül 1380’de Tatar tarafı ilk hücumu başlattı. İki tarafın da gizli ve açık taktiklerini icra etmesiyle iki büyük ordu arasında daimi üstünlük kurulamadı. Savaşta bir o taraf galip konuma geliyordu bir diğer taraf. İnanılmaz bir insan kıyımı söz konusudur. Kroniklerde anlatıldığı üzere askerler artık silahları bırakmış, birbirlerini elleriyle öldürüyorlardı. Bir ölüye basmadan adım atmak imkansızdı. Savaş sona erdiğinde Rusların kazandığı anlaşıldı. Ancak iki tarafın kayıpları arasında büyük bir fark yoktur.

Savaşın sonucunda iki güç büyük yaralar almış şekilde çekildiler.

Dimitriy bu savaşın sonunda kahraman unvanıyla birlikte “Donskoy” adını aldı. Ruslar maddi anlamda gerçek bir zafer elde edemedilerse de Tatar tabusunun büyük oranda yıkıldığı ortadadır. Ünlü Rus tarihçi Gumilev bu savaştan bahsederken “Ruslar Kulikova meydanına çeşitli prensliklerin vatandaşı olarak geldiler, Rus milleti olarak döndüler” ifadelerini kullanarak durumu ifade etmektedir. Bu tabunun yıkılmasına Altın Orda’nın kısa sürede toparlanıp Moskova üzerine tekrar hakim olması dahi engel olamamıştır. Bu büyük savaş birçok kimseye göre Rus tarihinin dönüm noktasıdır. Ayrıca Rus sanatında da büyük yer işgal etmektedir.

Altın Orda tarafında ise toparlanma gecikmedi. Timur desteğiyle Mamay Mirza’yı yenerek aynı yıl tahta geçen Toktamış Han, toprakları mümkün olduğunca tekrar birleştirip Moskova’ya bir sefer düzenleyerek knezliği hakimiyet altına aldı.

Rusların yükselişinin ve Türk Tatar toplulukları üzerinde büyük bir belaya dönüşmesinin müsebbibi olarak Timur’un Altın Orda İmparatorluğu’nu yıkması gösterilse de gerek bu dönemde gerekse de geçmiş dönemde yaşanan gelişmeler, Rusların zaten yükselmekte olduğunu ortaya koymaktadır. Bu mentaliteyle hareket eden Rusların uzun vadede başka bir yardıma ihtiyaç duymayacakları ve duymadıkları aşikardır.

Yararlanılan Kaynaklar

Barthold, Vasiliy Viladimiroviç, Orta Asya Türk Tarihi Hakkında Dersler, çev. Ragıp Hulusi Özdem, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara 2019.

Yakubovskiy, A. Yu.,  Altın Ordu ve Çöküşü, çev. Hasan Eren, Milli Eğitim Basımevi, Ankara 1976.

Yücel, Mualla Uydu, “Altın Orda’nın Duraklama Dönemi ve Yeniden Yükseliş”, Altın Orda Tarihi, s. 72-78.

Ortaylı, İlber, Türklerin Altın Çağı, Kronik Kitap, İstanbul 2017.

Halperin, Charles J., Russia and the Golden Horde (The Mongol Impact on Medieval Russian History), Indiana University Press, Indiana Bloomington 1987.

Khakimov, Rafael ve Favereau, Marie, The Golden Horde in World History, Sh. Marjani Institute of History of the Tatarstan Academy of Sciences, Oxford University, Kazan 2017.

2 Responses

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.