Roma Toplumunda Aile Kavramı Üzerine 10 Madde

Bu içeriğimizde; Philip Freeman’ın, Ülke Evrim Uysal’ın çevirisiyle Kronik Kitap’tan çıkan “Iulius Caesar” isimli eserinde, Roma toplumunda aile kavramı üzerine verdiği 10 farklı bilgiyi derledik. İyi okumalar dileriz.

1 – Aile Bireyleri

“Roma toplumunun kalbi, ister kentte ister çiftlikte olsun, aileydi. Aile; baba, anne, oğullar, evlenmemiş kızlar ve köleler dâhil olmak üzere evdeki diğer kişilerden oluşurdu.”

2 – Evin Reisi

“Ailenin en yaşlı erkek üyesi pater pamilias‘ın, hânesi üzerinde mutlak bir kontrolü vardı. Arzu ederse karısını îdâm ettirebilir ve çocuklarını köle olarak satabilirdi, ancak toplum tarafından baskı yoluyla sınırlanan bu aşırı eylem, ender görülürdü.”

3 – Ailede Kadın

“Roma hukûkuna göre kadınlar kendi işlerini idâre edebilecek yetkinlikte değillerdi ve dolayısıyla yasal vesâyetleri sorunsuz bir biçimde babalarından kocalarına devredilirdi. Ancak teori, her zaman pratiğe uymazdı. En azından evin duvarları içinde Romalı bir ev sahibesi, kendi hânesini yönetir ve aklı başında kocalar eşlerinin evdeki kontrolüne müdâhale etmezlerdi. Hastalıklar nedeniyle çocuk ölüm oranları yüksekti. Başta kız çocukları olmak üzere istenmeyen çocukların ıssız tepelerde terk edilmesi yaygındı.”




4 – Roma Toplumunda Kadın

“Kadınların Roma’daki yaşamı, Antik Yunan kadınlarının yaşamı kadar sınırlı değildi. Atina’da, Platon’un yaşadığı dönemde kadınlar evin arka kısımlarında tutulur ve nadiren dışarı çıkarlardı, ancak Roma’daki durum öyle değildi. Sokaklar, alışveriş için koşuşturan ve arkadaşlarını ziyaret eden Romalı kadınlarla doluydu. Kadınlar düzenli olarak tiyatrolara ve halka açık oyunlara gider ve hatta isterlerse mahkemelere bile katılırlardı. Kocaları dükkanlarda ve tarlalarda çalışan yoksul kadınlar çok çalışır, zengin kadınlar ise nadiren şımartılırlardı. Hepsi de iyi eğitim görür ve düşüncelerini hür biçimde kocalarına söylerlerken evdeki karmaşık işleri idâre ederlerdi. Yunanların yalnızca erkeklerin katıldığı ve sohbet ettiği symposium Roma kültürüne yabancıydı, çünkü Roma’da kadınlar da yemeklere katılır ve özgür bir biçimde erkeklerin arasına karışırlardı.”

5 – Roma Toplumunda Soy

“Bazı akrabalar gens adı verilen klanlar oluştururlardı. Her Romalı, adının bir parçası olan bu klan adını kullanırdı. Örneğin Iulius Caesar’ın adı Gaius’tu, Iulius mensubu olduğu klanın adıydı (Gens Iulia) ve Caesar, lâkâbı veya ikinci adıydı (cognomen). Bu ad köken itibariyle başkaları tarafından takılır veya dedikodular sonucu benimsenirdi. Lâkâp, babadan oğula da geçtiğinden bireysel bir anlam taşımazdı. Diğer lâkâplar arasında Brutus (Aptal), Naso (Büyük Burun) ve Cicero (Nohut) vardı.”

6 – Doğum

“Roma geleneklerine göre annesinin karnından çıkarılan (sezaryen) bir çocuk, gelecekte önemli biri olurdu. Ancak bu tür bir operasyon o dönemde hamile kadının ölümü anlamına geldiğinden, annenin çocuğu için kendi yaşamını feda etmesiyle çocuğa özel beceriler kazandırdığına inanılırdı. Roma döneminde sezaryene başvurulduğu bilinmekle birlikte bu operasyonlar genelde kadının doğum sırasında öldüğü veya yaşamasının beklenmediği durumlarda yapılırdı.”

7 – Roma Toplumunda Köle

“Evi ziyarete gelenleri ön kapıda bir köle karşılardı. Köle, ziyaretçileri palto ve ayakkabıların bulunduğu vestibuluma (vestiyer) götürürdü. Köle ayrıca ziyaretçilerin ayaklarını yıkardı, çünkü Roma sokakları tozluydu ve hayvan dışkılarıyla doluydu. Kişisel ihtiyaçlar için kölelerce en yakın umûmî tuvalete götürülerek boşaltılan lazımlıklar kullanırlırdı.”




8 – Roma Toplumunda Evlilik

“Kadınlar genelde 18 yaşından sonra ve kendilerinden daha yaşlı erkeklerle evlenirlerdi. Evlilik töreni basit ancak neşeliydi. Damat, gelinin evine gelir ve onun sağ elini tutarak kısa bir yemin ederdi. Kurban olarak bir domuz kesilir ve daha sonra konuklar, Feliciter! (İyi Şanslar) diye bağırırlardı. Ardından ziyâfet başlardı. Koca, gelini kucağına alıp tökezlemeden (aksi halde kötü bir işaret sayılırdı) yeni evlerinin kapısının eşiğinden taşıdıktan sonra evlilik başlamış sayılırdı. Roma’da cumhuriyetin son dönemlerinde de erkeklerin, evliliğin sorumluluğunu almakta tereddüt ettikleri anlaşılmaktadır. Ancak evliliğin başlıca amacı çocuk doğurmak ve aile adının devamı olduğundan Romalı erkeklerin çoğu nihâyetinde bir eş seçerdi. Fakat Roma’daki evliliklerin çoğunun sevgi dolu olduğuna inanmak için pek çok nedenimiz var. Roma mezarlıklarında kadınların mezar taşları genelde basmakalıp ifadeleri içermekle birlikte, çoğu zaman kocaların kederlerine ilişkin duygularla yüklüdür. Ancak buna rağmen Roma’nın üst sınıflarında mâli ve siyâsi nedenlerle boşanma ve yeniden evlenme çok yaygındı.”

9 – Roma Toplumunda Çocuklar

“Romalı babaların, uygun görmedikleri çocukları reddetme hakları vardı, ancak yasalara göre tüm sağlıklı erkekleri ve en azından doğan ilk kız çocuğunu yetiştirmek zorundaydılar. Özürlü veya gayrimeşrû çocuklar sessizce ölüme terk edilirlerdi. Bununla birlikte bu kurallar ve geleneklerden, Romalıların çocukları sevmedikleri ve onlara değer vermedikleri anlamını çıkarmamalıyız. Uzun süredir çocuk sahibi olamayan pek çok aile, istenmeyen erkek ve kız çocuklarını evlat edinirlerdi. Eğer bu da olmazsa yüksek çocuk ölüm oranları ve sosyal refah sisteminin yokluğu nedeniyle yaşlılara bakılamadığı için evde çok sayıda çocuk bulunması teşvik ediliyordu.”

10 – Çocukların Eğlencesi

“Dayak yaygındı, ancak Romalı bir çocuğun yaşamında eğlence de boldu. Arkeolojik bulgular ve günümüze ulaşan sanat eserleri bize Romalı çocukların, günümüzün kız ve erkek çocukları gibi çok sayıda oyuncağı olduğunu gösterir. Romalı bebekler ve çocuklar, zillerle ve şıngırdamaları için çakıl taşlarıyla doldurulmış tahtadan yapılmış hayvan şeklinde oyuncaklarla oynadılar. Caesar’ın kız kardeşlerinin bez bebekleri ve minik mobilyayla dolu bebek evleri olmalıydı. Caesar da tahtadan yapılmış hayvanlarla, dönen oyuncaklarla, oyuncak savaş arabalarıyla, toplarla, halkalarla ve masa oyunlarıyla meşgul olmuş; mahalledeki çocuklarla saklambaç oynamış ve ip atlamıştır.”

İçerikte Kullanılar Eser: Philip Freeman (çvr. Ülke Evrim Uysal), Iulius Caesar, Kronik Kitap, İstanbul 2019.

Antik Yunan ve Roma hakkında, Doç. Dr. Hüseyin Sami Öztürk ile gerçekleştirdiğimiz röportajı izlemek için tıklayabilirsiniz.

 

Göktürk Kaya
1996 tarihinde İstanbul'da doğdu. 2015 yılında Marmara Üniversitesi Tarih Bölümü'nü kazandı, hâlâ burada eğitimine devam etmektedir. Temmuz 2016 tarihinden itibaren ise Tarih-i Kadim'de yazarlık yapmaktadır.