Leuctra Muharebesi ve Epaminondas’ın Stratejisi

Epaminondas

Carl von Clausewitz [1], döneminin ordularını kıyaslarken şu cümleleri kurmuştu; Günümüzde ordular, silah, donatım ve eğitim bakımından birbirine o kadar benzemektedir ki, en iyisiyle en kötüsü arasında bu bakımdan çok dikkati çekebilecek bir fark yoktur [2]İşte Hellen ordularının uyguladığı falanks savaşları hakkında Carl von Clausewitz’in yaptığı bu yorumun bir benzerini yapabiliriz.

Carl von Clausewitz.

Birbirleriyle hemen hemen aynı ekipmanlara sahip askerler, muharebe esnasında belirli bir strateji izlemeden ya da kati bir manevra yapmadan, tabir-i caiz ise birbirlerini ite kaka savaşırlardı. Dolayısıyla komutanların zekasından ziyade askerlerin kas gücünün sonucu belirlediği harpler Hellen tarihini tayin ediyordu. Bu durum da falankstaki bazı hoplitlerin fiziki kabiliyetlerini göstermek ya da kahramanlaşmak adına fazla inisiyatif almasına sebep oluyordu.

Spartalılar da sayılan bu nedenlerden ötürü, ağır bir talim ve terbiye programıyla yetişmiş, oldukça atletik ve disiplinli hoplitlerin getirdiği avantajlar vesilesiyle muharebe alanında yenilmez kabul ediliyorlardı. Aslında Leuctra Muharebesi’nde (M.Ö. 371), daha önce görülmemiş bir taktik karşısında (eğik harp formasyonu), imha olmalarına kadar bu fikir çok da abartı sayılmayabilir.

İşte bu yazıda, muharebe esnasını mümkün olduğunca detaylı olacak şekilde, Leuctra Savaşı’nı izah edeceğim. Ama önce Thebai ve Sparta husumetinin ve Leuctra Muharebesi’nin siyasi sebeplerini kısaca anlatmayı müsait buldum.




Leuctra Muharebesi’nin nedenleri hakkında.

Her ne kadar Hellenlerin ezeli düşmanı Persler olsa da Atina ya da Sparta gibi büyük Hellen şehir devletleri, zaman zaman kendi siyasi çıkarları uğruna Perslerle anlaşma yapmışlardır. Peloponnesos Savaşları’nın ardından Sparta, Yunanistan’da, Perslerin Anadolu satrapı Kiros’un yardımlarıyla da (Mansel, 2014, s. 400) egemen güç konumuna gelmişti. Kiros’un Hellen destekli, başarısız bir darbe girişiminde bulunması ise Peloponnesos Savaşları’nda iyi ilişkiler kurabilmiş olan Sparta ve Perslerin -sadece Sparta ile değil, tüm Hellen devletleriyle- arasını bozdu [3]. Bu durumun ardından Perslerin intikamından korkan Anadolu’daki şehir devletleri Sparta’dan yardım istediler.

Mantineia Muharebesi sonrası, M.Ö. 418.

Bilhassa Peloponnesos Savaşları’ndan sonra kendini Yunan dünyasının koruyucusu sayan (Mansel 2014, s. 400) Sparta, Perslere savaş açtı ve Anadolu’daki birtakım savaşlardan sonra Persler, Sparta egemenliğinden hoşnutsuz olan Atina ve Thebai gibi şehirleri kendi tarafına çekmek suretiyle Spartalıları karada olamasa da deniz harplerinde yenmeyi başardı. Atinalılar ve Persler arasındaki ilişkiler kimi siyasi vakıadan ötürü tekrar bozulmaya başladı ve bu durum da yine Spartalılar ile Perslerin yakınlaşmasına sebep oldu. Pers destekli bir donanma kuran Sparta’nın, Çanakkale Boğazı başta olmak üzere önemli ticaret rotalarını kapatmasıyla zora düşürdüğü Atina, barış teklifinde bulundu. Antialkidas Barışı (M.Ö. 386) olarak adlandırılan bu barış, Perslerin, Yunanistan’da Sparta egemenliği görünümünde bir hegemonya kurmasından dolayı diğer Hellen kentlerinin sert muhalefetiyle karşılaştı.

Bu durumdan ötürü Atina, müttefikleriyle beraber İkinci Attika Birliği’ni kurdu (M.Ö. 377/78).

Sparta, konfederasyon ile giriştiği bir dizi muharebeden mağlup çıktı ve barışa zorlandı. Ancak oturumu reddederek bir kez daha müttefikleri ezmeyi denedi ve tekrar başarısız olunca yeniden başlatılan barış görüşmeleri sonucunda Yunanistan’daki egemenliği hiçe inmiş oldu (Diakov ve Kovalev, 2017, s. 369). İşte bu zamanlarda da Atina ve Sparta gibi yorgun düşmüş kent devletlerinin arasında Thebai yükselme fırsatı bulmuştu.

Artık daha fazla karıştırmadan şu cümleleri de eklemek istiyorum; tüm bu olayların ardından gerçekleşen barışın şartları gereği Thebai hakimiyetindeki Boiotia bölgesindeki bazı kentler Thebai’den ayrıldı. Oysa Thebaililer barışı Boiotia adına imzalamak istiyorlardı (Freeman, 2018, s. 290). Ancak Spartalılar, Thebai’deki kalede garnizon kurdular (Tekin, 2016, s. 120). Thebaililer garnizonu tekrar ele geçirdiler (M.Ö. 371) ve bu da Thebaililerin barışın şartlarını istemeden de olsa (Ksenophon, 1999, s. 179-180) kabul etmediklerini gösteriyordu [4]. İki tarafın da birbirlerine savaş ilan etmesiyle Sparta kralı Cleombrotos, dört yıldır bulunduğu Phokis’ten hareket ederek Leuctra’ya doğru yola çıktı (Ksenophon, 1999, s. 180) [5].

Leuctra Muharebesi’ne dair.

Cleombrotos ve Epaminondas, Leuctra’da ordugahlarını kurdular. Spartalılar 11000 askerden oluşurken Thebaililerin sayısı 6000 kadardı (Keegan, 2007, s. 348). Cleombrotos savaş konusunda maiyeti tarafından sürekli kışkırtılıyordu (Ksenophon, 1999, s. 181). Aynı kışkırtmalar Epaminondas’a da yapılıyordu [6]. Orduların teçhizatlarını kuşanıp, silahlarını ellerine almasıyla artık muharebe kaçınılmazdı.

Leuctra Muharebesi, M.Ö. 371.

İki taraf da piyade hatlarını dizdiler ve önlerine süvarilerini konuşlandırdılar. Thebaili süvariler Spartalı süvarilere kıyasla daha talimli ve tecrübeliydiler (Ksenophon, 1999, s. 182). Piyade diziminden ise Epaminondas’ın efsanevi taktiği anlaşılıyordu; Spartalılar klasik harp nizamını aldılar ve on iki adam derinlikte üçer kişilik saflar oluşturacak bir halde dizildiler (Mansel, 2014, s. 406), Epaminondas ise piyadelerini sol kanatta çoğunluk oluşturacak şekilde -sol tarafa elli adam derinlikte dizdi- konuşlandırdı (Ksenophon, 1999, s. 182) [7]. Bu elli adam derinlikteki falanks, altı sıradan oluşuyordu (Sekunda, 2010, s. 51). Bu cenahta Thebaililerin en elit birliği olan Hieros Lokhos da bulunuyordu.

Spartalı süvarilere Thebaili atlılar hızlı bir hücuma geçtiler ve onları dağıttılar. Ardından Thebai ordusu pruva mahmuzu önde bir kadırga gibi (Diakov ve Kovalev, 2017, s. 369) taarruza geçti. Sparta falanksıyla ilk teması Thebai’nin sol cenahı kurdu ve Cleombrotos’un da aralarında bulunduğu Sparta sağ kanadı çabuk dağıldı. Cleombrotos’un bu taarruz neticesinde ölmesiyle ve Sparta sağının kırılmasıyla diğer cenahları kuşatmaya başlayan Thebaililer, sadece bin kadar bir zaiyatla (Ksenophon, 1999, s. 182) Sparta ordusuna çok ağır kayıplar verdirdiler [8].




Thebaililer, Spartalıların yenilmezlik inanışını kırmak için Spartalıların naaşlarını teşhir ettiler (Freeman, 2018, s. 208). Ancak Ksenophon ölülerin savaştan sonra anlaşmaya varılarak iade hemen iade edildiğini söyler.

Leuctra Muharebesi’nin Sparta’ya çok ağır bir bedeli oldu; erkek nüfusunun Leuctra’dan sonra sürecek birkaç savaşın ardından iyice azalmasıyla birlikte Helotları ordularına almak için özgürleştirdiler ve bu da Sparta’da bazı toplumsal olaylara sebep oldu. Üstelik Antik Hellen tarihinde sürekli karşılaştığımız Sparta ve Atina çekişmesinin yerini artık Thebai ve Atina çekişmesi almıştı (Diakov ve Kovalev, 2017 s. 370). Bu durum da Atina’nın Sparta’ya yakınlaşmasını sağladı. Ancak Sparta artık ikinci sınıf bir Hellen kentinden başka bir şey değildi ve Thebai’ye bu savaşın ardından iki defa daha yenilecekti. Thebai ise geniş bir egemenlik sahası açılmış oldu ve bir hegemonya başlattı ancak bu durum çok uzun sürmeyecekti ki bir süre sonra II. Philippos ve Büyük İskender idaresindeki Makedonya’nın hegemonyası başlayacaktı.

Epaminondas.

Epaminondas’ın bu stratejisi üzerine bazı yorumlar.

Falanks savaşının usulü yüzyıllardır değişmemiş veya çok az tadile uğramıştır. Öyle ki Leuctra’da savaşan bir hoplit kendisinden yaklaşık üç yüz yıl önceki bir muharebede de aynen savaşabilirdi, neler yapabileceğini bilirdi (Parker, 2018, s.30). Ancak Epaminondas’ın bu yeniliği falanks savaşına yine de bir devrim kazandırmış ve falanksların nihai bir manevra yapabileceğini kanıtlamıştı (Keegan, 2007, s. 328). Üstelik bu eğik bir düzende savaşma metodu Makedonlar dahi birçok ordu tarafından da benimsenecekti. Stratejiden bağımsız olarak, tek bir savaşın bile bir zamanlar Yunanistan’ın süper gücü olan Sparta’yı ikinci devlet statüsüne çekmiş olması, savaşların artık yeni bir boyut kazandığı yorumunu yaptırabilir. Hatta bu eğik düzen formasyonunu ateşli silahlar zamanında bile uygulandığını zaman zaman görürüz. Umarım ilerleyen zamanda bu uygulamalar hakkında da bir yazı sunabilirim.

Dipnotlar

[1] 1 Haziran 1780 ve 16 Kasım 1831 tarihleri arası yaşamış Prusyalı asker.
[2] von Clausewitz, Carl. (1986). Harp Üzerine (2. cilt). (Em. Tuğgeneral H. Fahri Çeliker, Çev.) Ankara: Gnkur. Basımevi. s. 7
[3] Kiros, aynı zamanda abisi olan Pers İmparatoru II. Artakserkes’e darbe yapmak maksadıyla çıktığı sefere katılması için Hellenlerden 10000 tane asker istemişti. Ksenofon’un Anabasis kitabında bu olaylar oldukça detaylı şekilde anlatılır.
[4] Thebai, hakimiyet alanının tüm Yunanistan’ı kapsamasını istiyordu. Teselia’ya dahi sefere çıkmışlardır.
[5] Bu hareket hakkında başka bir iddia var: Cleombrotos, Leuctra’ya Phokis’ten geçme suretiyle ulaşmıştır (Mansel, 2014, s. 405).
[6] Cleombrotos’un maiyeti kendisine daha çok onur, gurur gibi kavramlarla ve ödül-ceza söylemleriyle kışkırtırken, Epaminondas’a ise daha çok özgürlükçü ve milliyetçi söylemlerle kışkırtıldığı görülüyor.
[7] Falanksta komutan her zaman sağ tarafa konuşlanır. Epaminondas da askerlerinin çoğunluğunu ve kendisini sol cenaha yerleştirerek direkt Cleombrotos ile temas kurmak istediği anlaşılmıştır. Kim bilir belki Büyük İskender de babası II. Philippos -o da Epaminondas’tan öğrenmiş olabilir- vasıtasıyla öğrenmiş olabileceği bazı taktiklerin arasında ”doğrudan komutanla temas etme” hususu da vardır.
[8] Leuctra Muharebesi hakkında başka bir anlatım için izleyebilirsiniz: https://www.youtube.com/watch?v=nw37TLTjg2A

Kaynakça

Ksenophon. (1999). Yunan Tarihi. (Suat Sinanoğlu, Çev.) Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınları.

Diakov, V. ve Kovalev, S. (2017). İlkçağ Tarihi (Cilt: 1) (Özdemir İnce, Çev.). İstanbul: Yordam Kitap.

Freeman, C. (2018). Mısır, Yunan ve Roma. (Suat Kemal Angı, Çev.) Ankara: Dost Kitabevi Yayınları.

Keegan, J. (2007). Savaş Sanatı Tarihi. (Selma Çolak, Çev.) İstanbul: Doruk Yayıncılık.

Mansel, A. M. (2014). Ege ve Yunan Tarihi. Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınları.

Sekunda, N. (2010). Antik Yunan Savaşçıları. (Mete Aksan, Çev.) İstanbul: İş Bankası Kültür Yayınları.

Tekin, O. (2016). Eski Yunan ve Roma Tarihine Giriş. İstanbul: İletişim Yayınları.

Parker, G. (2018). Cambridge Savaş Tarihi. İstanbul: İş Bankası Kültür Yayınları.

Necip Ümit Oral
97 senesinin Haziranında Gaziantep'te doğdum. Marmara Üniversitesi'nde Eskiçağ Tarihi alanında yüksek lisans yapmaktayım. 2016 Eylülünden beridir Tarih-i Kadim kurumu için içerik üretimi ve düzenlemesi yapmaktayım.