Kebikeç Kelimesinin Anlamı ve İşlevi

Matbaa günümüzdeki sınırsızlığına ulaşmadan, kitap basımları kolayca yapılıp geniş kitlelere ulaşmadan önce eserler el yazısıyla çoğaltılırdı. El yazısıyla sayısı arttırılan bu eserleri muhafaza etmek ayrı bir öneme sahipti.

Kitap yapma tekniğinde nişasta hamuru, doğal yapıştırıcı ve balmumu -asal- gibi maddeler kullanılmaktaydı.

Bu maddeler haşereler için oldukça cezbedici ve besleyiciydi. Yazma eserleri zararlı haşerelerden korumak için ise kitabın ilk veya son yaprağına “Yâ Kebîkeç”, “Kebîkeç” ya da “Yâ hâfız yâ Kebîkeç” ifadesi yazılırdı.

“Kebîkeç”in yazılma sebebi, eseri bu ifadenin koruyacağına dair var olan inançtır.

Kebîkeç bu anlamıyla; el yazması eseri, zarar veren haşerelerden, kitap kurtlarından korumak için bir tılsımdır.

Steingass’ın sözlüğünde “kebîkeç”; bir bitki, aynı zamanda eserleri haşerattan koruyan bir tür cin anlamındadır.

Francis Joseph Steingass’a göre kebîkeç “Bir tür yabani maydanoz; ölümcül zehir; sürüngen hayvanların baş meleği; hamamböceklerinin kıralı (Hindistan’da kitapların başında hamamböceği kıralının kitapları esirgemesi dileği yazılırdı).” anlamındadır.

Tıp yazmalarına göre “Kebîkeç” Asya kökenli bir bitkidir. 

“Düğün çiçeği” olarak bilinen kebîkeç, botanik yönden “ranunculaceae” bitki ailesine mensuptur. İbn Sina ve İbn Baytar’ın tıp eserlerinde kebîkeç bitkisinin tedavi eden yönlerinden bahsedilir. Günümüz tıp biliminde ise kebîkeç çeşitli rahatsızlıklarda drog -ilacın hammaddesi- olarak da kullanılır.

“Kebîkeç” ifadesi İslam geleneğinde bir bakıma nazar boncuğu işlevinde, koruyucu olarak kullanılmıştır.

Kebîkeç bazı kaynaklara göre “böcekler aleminden sorumlu meleğin ismi”yken bazı kaynaklarda haşerattan koruyucu bir nevi tılsımdır. Tıp kaynaklarında ise zehirli fakat aynı zamanda belli şifaları olan bitkiye verilen isimdir.

Kaynakça

  • Gacek, Adam, “Arapça Elyazmalarında Kebîkeç”, çev. Ali Yaycıoğlu, Kebîkeç, Sayı:5, 1997.
  • Steingass, F., Persian-English Dictionary, Londra, 1977.
  • Yavuz, Mustafa, “Kebîkeç ﮐﺒﻴﻜﭻ ve Düğün Çiçeği: Ranunculus asiaticus L.”, Yeni Tıp Tarihi Araştırmaları (The New History of Medicine Studies), Sayı: 12-13-14-15, İstanbul, 2006/2007/2008/2009.
Aslıhan Aksakal
2000 yılında Eskişehir’de doğmuştur. İlk ve ortaöğrenimini İstanbul’da, lise eğitimini Eskişehir’de tamamlamıştır. Şu anda İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünde öğrenim görmektedir. Redaktörlük ve kitap eleştirmenliği yapmaktadır.