Connect with us

Liste

5 Kitap, 10 Bilgi: Prof. Dr. Halil İnalcık ve Osmanlı Tarihine Dâir 10 Bilgi

5 Kitap, 10 Bilgi: Prof. Dr. Halil İnalcık ve Osmanlı Tarihine Dâir 10 Bilgi

Okuma Süresi: 5 dakika

Bu içeriğimizde; Türk-Osmanlı tarihi çalışmaları konusunda en önde gelen isimlerden olan Prof. Dr. Halil İnalcık’ın 5 farklı eserinden, Osmanlı tarihine dâir 10 bilgiyi derledik.

1 – Osmanlıların / Türklerin ateşli silahlar ile tanışması

“Türkler ateşli silahlarla ilk defa, 1344’de bir Haçlı donanmasının İzmir’e saldırısı sırasında tanıştılar. Osmanlılar ateşli silahları İtalya-Dubrovnik (Ragusa) yoluyla daha I. Murad döneminde öğrenmiş bulunuyorlardı. Kesin olarak biliyoruz ki, Kosova Savaşı’nda (1389) Osmanlılar top kullanmışlar ve kendi top ateşlerinin Sırplarınkinden teknik bakımdan üstün olduğunu iddia etmişlerdir.”

Halil İnalcık, Osmanlı ve Avrupa, Kronik Kitap, 2017, İstanbul, s. 213.

2 – Osmanlı padişahlarının otorite kaynakları

“Osmanlı padişahı emperyal otoritesini üç farklı meşruiyet kaynağından elde etmekteydi: Sultan (İslâmî), Hakan (Türk-Moğol) ve Kayser (Doğu Roma İmparatorluğu) unvanları.”

Halil İnalcık, Osmanlı ve Avrupa, Kronik Kitap, 2017, İstanbul, s. 12.

3 – Sultan İbrahim dönemi ve samur kürk sevdası

“Saraydaki köşklerin her birinin samur kürk ve kıymetli kumaşlarla döşenmesi padişahın fermanı oldu. Sultan İbrahim, pahalı bir koku olan anberi çok kullanırdı. Keyfine karşı çıkanları azl eder ya da hapse gönderirdi. Yatak ve yastıkları kürk döşenir, samur getirmeyen kimse göreve atanamazdı. Altınlı kumaşlarla örtülü her yerin samur kürkle süslenmesi padişahın emriydi. Şehirde kürk fiyatları 10 kat arttı. Sultan İbrahim, dışı samur kürk düğmeleri taşlardan bir elbise icat etti, değeri 8000 guruş (yaklaşık 6 bin altın) idi. Devlet büyüklerinin padişaha samurdan elbise sunmaları ferman olundu. Durum ulema arasında eleştiri ve alay konusu olmakta gecikmedi, dedikodu aldı yürüdü.”

Halil İnalcık, Osmanlı Tarihinde Efsaneler ve Gerçekler, Kronik Kitap, 2017, İstanbul, s. 201.

4 – Osmanlılar ve astroloji

“Kadim Mezopotamya döneminden İran ve İslam imparatorluklarına geçmiş bir adet, yıldızlara bakarak gelecek hakkında haber vermek, yani astroloji, Osmanlı sarayında da devam etmiştir. Müneccimbaşı her yıl takvim ya da ahkâm-i sâl adıyla geçmiş olaylara ve yıldızlara bakarak gelecek üzerinde bilgi içeren bir risale hazırlardı. Padişahlar bu kehanetlere inanır, önem verirdi. Gelecek hakkında başmüneccimin haberlerine saray ve devlet erkânı, daima büyük ilgi duymuştur. XVII. yüzyılda Müneccimbaşı Hüseyin Efendi geleceğe dair kehanetleriyle şöhret yaptı; 20 yıl (1630-1650) sarayda müneccimbaşılıkta kalarak küçük, büyük tüm devlet adamlarını kendine bağladı. Hüseyin bu yolla inanılmaz servetler yığdı. “Vekil-i kâinat” sıfatıyla “esrar-i ilahiye’yi keşfediyor”, sarayın, padişah ve Harem’in kararlarını etkiliyordu.”

Halil İnalcık, Osmanlı Tarihinde Efsaneler ve Gerçekler, Kronik Yayınevi, 2017, İstanbul, s. 232

5 – Fatih Sultan Mehmed ve hukuk

“Fatih devrindeki hukuki gelişme, bir temel faktöre dayanır; o da İstanbul’un fethinden sonra Fatih’in sınırsız bir otorite kazanması ve merkezî ve onun mutlak imparatorluğu kesin olarak kurma çabasıdır. İstanbul Fatihi, mutlak otoritesini, devlet teşkilatında, kanunlarda yaptığı yeniliklerle gerçekleştirmek istemiş ve mutlak otoritesi sayesinde örfi hukuk üstün bir duruma gelmiştir. İmparatorluğun gerçek kurucusu, Fatih Sultan Mehmed’dir; Osmanlı hukuk anlayışı ve kanunları üzerinde de kesin ve sürekli bir etki yapmış olan Osmanlı hükümdarı Fatih’tir. Eskiye bakarak, onun getirmiş olduğu derece farkı, sonuçta bir nitelik farkı doğuracak derecede güçlü olmuştur, denilebilir. Osmanlı padişahlarının en güçlüsü ve serbest fikirlisi olarak Fatih, mutlak hükümranlık otoritesini, devleti belli bir amaca göre düzenleme ve serbestçe kanun koyma doğrultusunda kullanmıştır. Kısaca o, yasa ve kanun hükümdarı olmuştur.”

Halil İnalcık, Osmanlı’da Devlet, Hukuk ve Adalet, Kronik Kitap, 2017, İstanbul, s. 41.




6 – Osmanlı padişahları ve adalet

“İlk Osmanlı hükümdarlarının, Orhan’ın ve II. Murad’ın, sabahları saray kapısı önünde yüksek bir yere çıkarak doğrudan doğruya halkın şikayetlerini dinlediklerini ve hüküm verdiklerini biliyoruz ki, bu geleneğin bir devamından başka bir şey değildir. Divân-ı Hümâyûn’un ilk ve asli ödevi, şikayet dinlemektir. Osmanlı hükümdarları divanda başkanlık vazifesinden çekildikten sonra da davaları, Kasr-ı Adalet ya da Adalet Köşkü denilen bir yerde divana açılan pencere arkasından dinlemeyi en önemli ödevleri arasında saymışlardır. Hükümdarın, tebaanın doğrudan doğruya şikayetlerini dinlemekten uzak kalması daima kötülenmiştir. IV. Mehmed bu maksatla Edirne’de saray duvarını yardırıp bir Adalet Köşkü yaptırmıştı.”

Halil İnalcık, Osmanlı’da Devlet, Hukuk ve Adalet, Kronik Kitap, 2017, İstanbul, s. 98.

7 – Yahudilerin Osmanlı İmparatorluğu’ndaki durumları

“Osmanlı arşiv belgelerindeki kayıtlar bile, Yahudilerin kamu hayatında nedim, hekim ve sultanlara danışman olarak hizmet ettiklerini açıkça göstermektedir. Mültezim, mali temsilci ve devlet uzmanı olarak görev yapmışlardır. Dahası, Yahudiler, uluslar arası ve bölgeler arası ticaret ve kentsel ticaret ve sanayilerde, Osmanlı İmparatorluğu’nda yaşamın tüm alanlarına dâhil oldular ve cemaatlerinin büyüklüğünün çok ötesinde bir rol oynadılar.”

Halil İnalcık, İmparatorluktan Cumhuriyete, Kronik Kitap, 2018, İstanbul, s. 147.

8 – II. Bayezid’in Osmanlı tarihine verdiği önem

“Ruhi’den şu satırları okuyoruz. “Sultan Bayezid şöyle dedi: “Peygamberlerin tarihleri, en iyi ve en tercihe şayan tarihler olarak kabul edilir; bu sebeple, ulema bu tür tarihleri yazmayı tercih eder; fakat diğerleri arasında en seçkin ve en şerefli olan Osmanlı sultanlarının tarihleri, henüz herkesin yararlanabileceği bir dilde yazılmış bir derlemenin konusu olmadı. Arzu edilir ki bu iş yapılmış olsun.” Sultanın bu sözleri, beni, (Osmanlıların) tarihlerini Osmanlı ülkesinde konuşulan Türkçe ile toplamaya yöneltti.”

Halil İnalcık, İmparatorluktan Cumhuriyete, Kronik Kitap, 2018, İstanbul, s. 26-27.

9 – Osmanlılar ve Balkanlar

“Umumiyetle bazı Balkanlı müelliflerin de itiraf ettiği gibi, Osmanlıların Balkanlara gelişi burada hüküm süren feodal anarşiye son vermiş, köylüyü ezen eski boyarları kaldırarak sıkı, muntazam bir devlet teşkilatı ve angaryaya, keyfi muamelelere meydan vermeyen sağlam bir zirai-içtimai nizam kurmuştur. Bulgaristan üzerinde bu suretle kuvvetle yerleşmiş ve benimsenmiş olan Osmanlı hakimiyeti 500 yıl sürecektir.”

Halil İnalcık, Tanzimat ve Bulgar Meselesi, Kronik Kitap, 2018, İstanbul, s. 19-20.

10 – Osmanlıların gerileyişi ve Tanzimat

“İşte Tanzimat, geçen felaketli asırların bıraktığı ve son buhranların pek ziyade sarstığı bu çürük yapıya, muntazam bir devlet kadrosu vermek, Osmanlı Saltanatını modern esaslara dayanan bir Avrupa devleti yapmak iddiasında idi. Bir bakıma Tanzimat’ı, temel müesseseleri bozulmuş olan Osmanlı İmparatorluğu’nu, yepyeni bir medeniyetle yükselen ve taarruza geçen bir Avrupa’nın ezici üstünlüğü karşısında yeniden teşkilatlanma teşebbüsünün kati safhası, olarak telakki etmek mümkündür.”

Halil İnalcık, Tanzimat ve Bulgar Meselesi, Kronik Kitap, 2018, İstanbul, s. 26.

1997 yılında İstanbul’da dünyaya geldi. Eğitimine Marmara Üniversitesi'nde devam ediyor. Tarih alanındaki çalışmalarının sadece eğitim hayatı ile sınırlı kalmasını istemediği için Ağustos 2015’de Tarih-i Kadim’i kurdu. Buğra Han Yerli ile iletişim için: bugrahan@tarihikadim.com

Yorum Yapmak İçin Tıklayın

Bir yorum yazın.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Facebook

Editör Tavsiyesi

Yazarların Son Yazıları

Daha Fazla: Liste