Connect with us

Altın Orda Hanlığı

Altın Orda’yı Çöküşe Götüren Mücadele: Emir Timur ve Toktamış Han Mücadelesi

Altın Orda’yı Çöküşe Götüren Mücadele: Emir Timur ve Toktamış Han Mücadelesi

Okuma Süresi: 13 dakika

Karadeniz’in kuzeyinde Deşt-i Kıpçak olarak bilinen bölgede 1241 yılında kurulan Altın Orda Devleti, 15. yüzyıla kadar egemenliğini sürdürmüş ve bu süre zarfında birçok devletle ilişkiler kurmuştur. Çağdaşları ve bulunduğu coğrafya bakımından komşuları olan Bizans, İlhanlı, Memlûk, Türkiye Selçuklu ve Osmanlı bu devletlerin en önemlilerindendir. Adı geçen devletlerle zaman zaman kurulan dostça ilişkilere rastlasak da birbirleri ile yapmış oldukları çok şiddetli savaşlar da vardır. Kuruluşunda bir Moğol devleti olarak karşımıza çıkan Altın Orda Devleti, yıkıldığında ise bir Türk Devleti gibi tarihe karışmıştır. Buna sebep olarak hâkim olduğu yörede yaşayan Türk nüfusunun büyük bir etkisi vardır. Bunun yanında diğer Türk devletleri ile kurduğu siyasi ve kültürel ilişkiler de son derece önemlidir.

Elbette ki Altın Orda Devleti, tüm tarihinin incelenmesi ve araştırılması gereken ve birçok devletin siyasetine zaman zaman yön veren bir devlet olmuştur. Fakat bizler bu yazımızda, bu derece önemli olan bir devletin nasıl son bulduğu konusunu araştırma gereği hissettik. Bahsedilen bölgede Rusların güç kazanmaları ve hâkimiyet kurmaya başlamaları; Altın Orda Devleti’nin yıkılış süreci ile doğrudan ilgili olduğundan, bu durum araştırmamızı önemli kılmaktadır. Daha sonraki yazılarımızda Altın Orda Devleti ile alakalı daha detaylı incelemeler yapacağız.

İtalyan ressam Andrea Celesti’nin “Timur ve Bayezid” isimli tablosu, 1700. (Prusya Sarayları ve Berlin-Brandenburg Bahçeleri Vakfı)

Altın Orda Devleti’nin yıkılışına ve devamında parçalanmasına en fazla etki eden dış güç olarak karşımıza Timur çıkmaktadır.

Timur, 1336 yılında dünyaya geldiğinde, doğduğu Keş mevkiine ve buranın çevresine hâkim konumda olan Çağatay Hanlığı kötü günler geçirmeye başlamış, hanlığın yönetimi Cengiz Han soyundan gelenler yerine yöredeki belli başlı reislerin eline geçmiştir. İran dolaylarında faaliyet gösteren İlhanlı Devleti ise son hükümdarları olan Ebû Said’in ölümünden sonra 1335 yılında yıkılmıştı. Anlaşılacağı üzere Timur doğduğunda bulunduğu coğrafya, onun kolayca yükselmesine zemin hazırlayacak cinstendi. Tabi bu durum yine de onun siyasi bir deha olduğu gerçeğini örtmemektedir.

Yerel reislerle ve zaman zaman çeşitli Moğol kabileleriyle mücadelelere girişen Timur, 1370 yılında Semerkand’ta tahta çıkmayı başardı. Sert siyasi yapısı ile çevresindekilere üstünlüğünü kabul ettirerek birçok kesimin desteğini aldı ve böylece yapacağı seferler için uygun ortamı yakaladı. Anadolu üzerine yapılan çalışmalarda Timur, karşımıza hiç de hoş bir şekilde çıkmamaktadır. Bilindiği üzere 1402 yılında Bayezid ile Timur arasındaki Ankara Savaşı’ndan Timur galip gelmiş ve Osmanlı Devleti, henüz 100 yılını yeni doldurmuşken büyük bir sarsıntı geçirmiş ve bir fetret devri yaşamıştır. Timur’un Osmanlı üzerine yaptığı seferin önemi ve sonuçları, ülkemizde çok çeşitli yönleriyle ele alınmıştır. Bizler bu yazımızda, bu seferden daha evvel Timur’un Altın Orda Devleti üzerine yaptığı ve bu devleti yıkılışa sürüklediği seferler üzerinde duracağız. Bahsettiğimiz bu seferler esnasında, Altın Orda Devleti tahtında Toktamış bulunmaktaydı.

Emir Timur’un düzenlediği seferler.

Aslında Timur ile Toktamış’ın tanışması bu seferlerden daha eskiye dayanmaktadır.

Altın Orda Devleti 1260 ile 1280 yılları arasında bir fetret devri yaşamıştır. Bahsedilen bu fetret devrinin başlamasına, karışıklıklarla dolu bir ortamdan sıyrılmaya çalışan Berdibeg’in, Altın Orda Devleti’nin yönetimini ele geçirmek ve otoritesini sağlama almak için babası olan Canıbeg Hanı boğdurtması ve devamında da 12 kardeşini tahtına rakip olmaları korkusuyla öldürtmesi sebep olarak gösterilir. Yaptıklarına rağmen Berdibeg de otoritesini sağlayamamış ve bu süreçten sonra Altın Orda Devleti iyice zayıflamaya başlamıştır. 1280 yılına kadarki 20 yıllık süreçte 25 farklı hanı, birbirleriyle mücadele halinde görmekteyiz.

Sürekli taht kavgalarının yaşandığı bu dönemin son evrelerinde tahtta bulunan Urus Han’ın, Toktamış’ın babasını öldürmesi, Toktamış’ı ürkütmüş ve sıranın kendisine geleceğinden korkarak Çağatay’ın hâkimiyetini eline almış olan Timur’a sığınmıştır. Böylelikle Timur’la Toktamış’ın ilk tanışması gerçekleşmiştir. Kaynaklar, Timur’un Toktamış’ı sultanlar gibi karşıladığını aktarmaktadır. Timur, ayağına kadar gelen Toktamış’ı bir fırsat olarak görmüş ve Altın Orda topraklarına hâkim olmak ve daha batıya açılacak seferlerde önüne çıkabilecek engelleri kaldırmak için Toktamış’ı sonuna kadar desteklemiştir.

Timur’un Toktamış’a olan desteği, onun Altın Orda’ya hâkim olması yönündeydi.

Bu amaçla ona o dönem Urus Han’ın elinde bulunan Otrar ve Sabran şehirlerini verdiğini söyledi. Kendisine verilen bu şehirlerin Urus Han’ın elinde olması, Toktamış ile Urus Han arasındaki hâkimiyet mücadelesini şiddetlendirmiştir. Toktamış, Timur’dan aldığı destek ile Urus Han ve ona bağlı birliklere karşı iki kez başarısız sefer yapmıştır. Timur, Altın Orda’ya hâkim olmakta kararlı olduğundan Toktamış’a yine de iyi davranmaktan vazgeçmemiş hatta İdügü Barlas adındaki bir emirini, yenilgilerden sonra nasihat vermesi ve Altın Orda topraklarını ele geçirme davasından vazgeçmemesini söylemek üzere Toktamış’a gönderdi.

Altın Orda hanı Urus, Timur’a elçiler göndererek, Toktamış’ın kendi oğlunu öldürdüğünü ve teslim edilmesi gerektiğini söyledi. Timur, kendisine sığınan birinin teslim edilemeyeceğini söyledikten sonra Urus Han’ın üzerine sefer hazırlıkları yapmaya başladı. Semerkand’dan yola çıkan Timur, Urus Han’ın elinde bulunan ve Toktamış’a verdiğini söylediği Otrar’a gelip burada konakladı. İki taraf arasında sürekli devam eden istihbarat faaliyetlerinden sonra havaların soğuması, yapılması beklenen savaşı engellemiş ve ordular geri çekilmiştir. Timur’un Semerkand’a geri dönmesinin hemen ardından Urus Han hayatını kaybetmiştir. Bu durumu da fırsata çevirmeye çalışan Timur, Toktamış’a gerekli desteği sağlamış ve bir kez daha onun Altın Orda topraklarına hâkim olabilmesi için yardım etmiştir.

Urus Han’ın ölümünden sonra Altın Orda tahtına oğulları geçmeye başlamıştır. İlk olarak Toktakıya ve devamında ise Timur Melik adındaki oğlu Altın Orda tahtına oturmuştur. Toktamış, Timur’dan aldığı yeni destekle Altın Orda üzerine sefere çıktığında tahtta Timur Melik vardı. Arkasında Timur gibi güçlü bir idareyi bulundurmasına rağmen Toktamış, yeniden başarısız olmuş ve kaçarak hayatını kurtarmıştır.

Üst üste yapılan dört ayrı seferden de Toktamış başarısızlıkla ayrılmış ve giderek hâkimiyet düşüncesi zayıflamaya başlamıştır.

Bu süreçte Altın Orda hanı Timur Melik’in eğlenceye düşkün ve devlet işlerinden uzak tutumlar sergilediği Timur’un kulağına gidince Timur, derhal ordu hazırlatmış ve beşinci kez Toktamış’a yardım ederek onu Deşt-i Kıpçak üzerine göndermiştir. Bu seferde Timur, kendi emirlerinden bir kısmını da Toktamış’a destek olması için göndermiştir. Nihayet Toktamış, beşinci sefer sonucunda başarılı olmuş ve 1378 yılında Suğnak’ta tahta oturmayı başarmıştır.

1260 yılından beri devam eden fetret devri Altın Orda topraklarında birçok kesimin hâkimiyet mücadelesini körüklemiştir. Bu süre zarfında Rus knezlikleri de hak iddia etmeye ve zaman zaman baskınlar yaparak topraklar kazanmaya başlamışlardır. Diğer bir tarafta Mamay Mirza’nın da Altın Orda’nın tamamına hâkim olma düşünceleri, ülke içerisindeki karışıklıkları arttırmaktaydı. Toktamış, Timur’un desteği ile Deşt-i Kıpçak’ın doğusuna hâkim olmuştu fakat ülkenin batısı Mamay Mirza’nın elindeydi. 1378 yılında Moskova Rus Knezliği ile Mamay Mirza arasında yapılan mücadeleyi Ruslar kazanmış ve Mamay Mirza kaçmak zorunda kalmıştır. Rusların bu savaşı kazanmasındaki en önemli etken, Moğol savaş tekniklerini iyi kavramalarıydı.

Mamay Mirza bu yenilgiden sonra yeniden ordusunu toparlamış ve Ruslar üzerine yürümüştür.

Don Nehri yakınlarındaki Kulikovo mevkiinde Ruslarla yeniden karşılaşan Mamay Mirza, bu savaş neticesinde de yenilgiye uğramıştır. Kulikovo Muharebesi, Altın Orda tarihi için önemli bir savaştır çünkü bu savaş neticesinde Mamay Mirza, Toktamış’a rakip olmaktan çıkmış ve gücünü kaybetmiştir. Aynı zamanda bu savaşta birçok önemli adamını kaybeden Ruslar da, savaşı kazanmalarına rağmen Altın Orda’ya vergi ödemeye ve itaat etmeye devam etmişlerdir.

Kulikova Muharebesi, Pavel Viktorovich Ryzhenko.

Batı Deşt-i Kıpçak’a hâkim olmak isteyen Toktamış, Kulikovo Muharebesi sonrasında gücünü kaybeden Mamay Mirza’nın üzerine sefere çıktı ve onu Kalka Irmağı yakınlarında yenilgiye uğrattı. Bu başarı neticesinde 20 yıldır Altın Orda topraklarında devam eden fetret devri de sona ermiş ve Altın Orda, Toktamış’ın önderliğinde yeniden kalkınmaya başlamıştır.

Kulikovo Muharebesi’ni kazanan fakat en önemli knezlerini bu savaşta kaybedince Altın Orda’ya vergi ödemeye devam eden Ruslar, yine de başarı kazanabilecekleri umuduyla teşkilatlanmaya başlamışlardır. Toktamış, onların Kulikovo Muharebesi sonrasında kendisine karşı da ayaklanabileceğini düşünerek Moskova üzerine gitmiştir. 1383 yılında yapmış olduğu seferle Moskova hazinesine de el koymuş ve bu knezliklerin tam itaatini sağlamıştır. Böylelikle Kulikovo Muharebesi ile Altın Orda topraklarında hâkimiyet düşüncesi canlanan Rusların bu düşüncelerine son verilmiş oldu.

Timur’un destekleri ile Altın Orda’ya hâkim olan Toktamış, tahta oturduktan sonra Timur’a karşı faaliyetler göstermeye başlamıştır. Toktamış, kendisini Cengiz soyundan gelen asil biri olarak gördüğünden ve Timur’un böyle bir vasfa sahip olmadığını düşündüğünden dolayı onunla savaşmanın bir mahsuru olmadığına kanaat getirmiştir.

Toktamış, yavaş yavaş Altın Orda topraklarındaki bütünlüğü yeniden sağlamaya başlamış ve yönünü Azerbaycan ve Harezm topraklarına çevirmiştir.

Fakat Harezm topraklarının sahibi bu dönemde Timur’dur. Timur, 1384 yılında İran üzerine sefere çıkmış, bu durumu fırsata çevirmek isteyen ve Timur’la savaşmaktan çekinmeyen Toktamış, Harezm’de kendi adına para bastırmış ve buranın hâkimiyetine el koymuştur. İran üzerine giden Timur’un bu durumdan çok fazla rahatsızlık duymaması, Toktamış’ı Azerbaycan üzerine yöneltmiştir.

Toktamış kısa süre içerisinde Tebriz’e ulaşmış, Timur’un burada olmamasını fırsata çevirmek istemiş fakat Tebriz halkının savunması ile karşılaşmıştır. Daha evvel Moskova’da Rus knezlikleri ile yaptığı mücadelede, anlaşma yapmış gibi göstererek geri çekilip hemen ardından tekrar saldırmış ve böylelikle başarı sağlamıştı. Tebriz’de de aynı yöntemi uygulamış ve devamında şehri askerlerine yağmalatmıştır. Bu durum Timur’la Toktamış arasındaki önemli bir dönüm noktasıdır. Nizamüddin Şâmî, Timur’a ithaf edilmiş olan Zafername adlı eserinde, bu duruma Timur’un çok sinirlendiğini aktarmış ve “Emîr Timur, bunların yaptıkları fenalıkların cezasını vermiştir.“ şeklinde bir yaklaşımda bulunmuştur. Buradan anlaşılacağı üzere Toktamış’ın Harezm üzerine gitmesine çok fazla ses çıkartmayan Timur; Tebriz’in Toktamış tarafından düşürülmesi olayına önem vermiş, hatta Altın Orda’nın tehlikeli olmaya başladığına ve artık orayı kendisine itaat eden kişilerin değil bizzat kendisinin hâkimiyet altına alması gerektiğine inanmıştır.

Timur, yaşanan gelişmelerden sonra 1387 yılında Toktamış üzerine sefere çıkmıştır.

Bu seferlerde kendisine oğlu Ömer Şeyh yardımcı kuvvetlerle destek vermiştir. Toktamış, Timur’un saldırı haberini alınca Sabran şehrini ele geçirmeye çalışmışsa da şehrin iyi savunulmasından ötürü buna başaramamış ve Timur’un oğlu Ömer Şeyh tarafından burada yenilgiye uğratılmıştır. Kalan kuvvetleri ile Buhara’ya ulaşan Toktamış burada da istediği rahat ortamı bulamamıştır. Timur, Toktamış’ın bu hareketli saldırı politikasına son vermek için Semerkand’a gelmiş fakat bu kez de Toktamış, Deşt-i Kıpçak’a dönmüştür.

Timur dönemi Semerkand, Vasili Veresçagin.

Timur, Toktamış ülkesine dönmüşken peşinden gitmek yerine; daha evvel onun para bastırdığı Harezm’i yeniden kontrol altına almak istemiş, Harezm’e gelmiştir. Timur Harezm’e geldiğinde burayı yönetenler Toktamış’a bağlı Kongrat Sofi ailesidir. Kongrat Sofi’ler direnç göstermişse de bunda başarılı olamamışlar ve sonunda burayı Timur’a teslim etmek zorunda kalmışlardır. Timur, Harezm’deki hâkimiyetini yeniden sağladıktan sonra Toktamış’a karşı yapılacak saldırının hazırlıklarına başlamıştır.

1391 yılında Otrar civarına kadar gelen Timur, burada Toktamış’ın barış teklifi ile karşılaşmıştır.

Toktamış, elçileri vasıtasıyla Timur’a pişman olduğunu ve yaptığı hataların kötü niyetli kişilerin fesatlıkları neticesinde ortaya çıktığını söylemiştir. Timur ise Urus Han’a karşı ne gerekiyorsa Toktamış’a yardım ettiğini ve onun destekleri ile Cuci ulusunun yeniden hâkimiyeti sağladığını fakat İran seferine çıktığı sırada gözünün dönüp hâkimiyet sarhoşluğuna kapılarak kendisine saldırdığını, dolayısıyla Toktamış’a güvenmediğini elçilere söylemiştir.

Barış görüşmelerinden bir sonuç alınamayınca harekete geçen Timur; Kiçikdağ mevkiinden geçtikten sonra Uludağ’a ulaşmış ve buraya seferin hatırası olması için bir kitabe de diktirtmiştir. Daha sonra Toktamış’ın yerini tespit etmesi için oğlu Ömer Şeyh’i görevlendirdi ve Ömer Şeyh bu görevi başarıyla yerine getirerek Toktamış’a ulaştı. Timur hemen ordusunu hazırlatıp yedi kola böldü. Bu sistemi daha evvel yaptığı mücadelelerde de kullanan Timur, başarılı dönütler almıştı ve gerektiğinde kendisine tabi olan bu yedi kolu birleştiriyordu. Nihayet 1391 yılının Haziran ayında Kundurca veya Kunduzca olarak da anılan mevkiide, iki ordu arasında büyük bir savaş meydana geldi. Savaştan ezici bir şekilde Timur galip ayrılmış ve çokça ganimet elde etmiştir.

Toktamış Han.

Yaşanan Kundurca Savaşı’ndan Timur galip ayrılmış fakat Toktamış yakalanamamıştır.

Toktamış, savaştan sonra yeniden güç kazanmak için kendisine destek aramaya başlamıştır. Evvelce İlhanlılar’a karşı Atın Orda ile anlaşmalar yaptığını bildiği Memlûk Devleti’ne iki kez ittifaklık teklif etmiş, aynı zamanda Osmanlı Devleti’nde hüküm süren Bayezid ile de görüşmelere başlamıştır.

Deşt-i Kıpçak’ta da düzen çok karışmıştı. Emir Edige, Timur Kutluk gibi kişiler de devlette söz sahibi olmaya çalışmaktaydılar. Knezlikler arasında şiddetli mücadeleler mevcuttu. Bu mücadelelerden de faydalanmak isteyen Toktamış, Moskova ve Litvanya arasındaki anlaşmazlıklarda Litvanya’yı desteklemiş ve kendisinden Timur’a karşı yapacağı faaliyetlerde destek beklemiştir. Toktamış, toparladığı bir ordu ile beraber Derbend’i geçmiş ve Şirvan şehrini yağmalamıştır.

Toktamış’ın bitmek bilmeyen inadını artık kırmak isteyen ve beklemenin yarar sağlamayacağını düşünen Timur; yeniden ordusunu hazır etmiş, Toktamış üzerine gitmiştir. Sefer sırasında Timur, Toktamış’a önden bir elçilik heyeti göndermiş ve itaat etmesi gerektiğini söylemiştir fakat kendisini destekleyenlerin etkisi altında kalan Toktamış, Timur’a ağır cümleler içeren bir mektup göndermiştir. Bu mektup, savaşın kaçınılmazlığını ortaya koymuştur. 1395 yılının Şubat ayında başlanan sefer; 15 Nisan 1395 tarihinde Terek Irmağı boyunda yapılan büyük bir savaşla son bulmuş ve Toktamış bu savaşta da Timur’a mağlup olmuştur. Bu yenilgiden sonra bir daha Altın Orda’da yeniden birlik sağlamaya yönelik adım atılamaması, savaşı Altın Orda tarihinde hatta Rus tarihinde çok önemli kılmaktadır. Rus knezliklerine karşı hâkimiyet sağlayabilecek bir gücün bir daha Deşt-i Kıpçak’ta ortaya çıkmaması, onların bağımsızlık hareketlerine hız kazandırmıştır.

Terek Savaşı’nda da yenilgiye uğrayan Toktamış, bu savaştan da sağ kurtulmayı başarmış ve daha evvel desteklediği Litvanya Knezliğine sığınmıştır.

Deşt-i Kıpçak’ta hâkimiyet mücadelesi veren Timur Kutluk, Litvanya Knezliğinden Toktamış’ın iadesini istemiş fakat onlar da güç kazanmak istediği ve Toktamış’tan alacakları destekle bunu sağlayacaklarını düşündüklerinden dolayı bu isteği reddetmişler ve saldırı için ordu toplamaya başlamışlardır. İki taraf arasında 1399 yılında gerçekleşen savaş neticesinde Timur Kutluk, Toktamış’ın sığınmış olduğu Litvanya Knezliğini mağlup etmiştir. Böylelikle Toktamış’ın bir daha hâkimiyet sağlama hayalleri sona ermiştir.

Tahta geldiğinde 20 yıllık bir fetret devrine son veren ve Altın Orda’ya yeniden güç kazandırmayı başaran Toktamış, Timur Kutluk’un zaferinden sonra ücra köşelerde saklanarak ve sürekli kaçarak hayatını geçirmeye başlamıştır. Bu zor dönemde yeniden Timur’dan yardım dileyecek hale gelen Toktamış’a Timur olumlu yönde yaklaşmıştır. Timur’un bu hamlesi, Toktamış’ın artık ona rakip olamayacak bir durumda olmasından ve daha dikkatli bir şekilde Deşt-i Kıpçak’a hâkim olabileceğini düşündüğünden dolayı olsa gerektir. Çünkü Timur’un Altın Orda’ya yapmış olduğu seferler sonucunda yalnızca Toktamış hâkimiyetini kaybetmemiş, Altın Orda da son evrelerini yaşamaya ve Deşt-i Kıpçak’ta Rusların hâkimiyeti güçlenmeye başlamıştır. Toktamış, sığınacak bir yer bulduğunu düşündüğü bu dönemde, Timur’un Çin üzerine gittiğini ve hemen ardından da öldüğü haberini almıştır. Timur’un ölümü, Toktamış’ın elindeki son umudunu da yitirmesine sebep olmuş ve kendisinin peşinde olan Emir Edige’ye yakalanarak öldürülmüştür.

Emir Edige, karışıklıklarla dolu Altın Orda içerisinde 1419 yılına kadar ayakta durmayı ve hâkimiyet mücadelesini sürdürmeyi başarmıştır.

Bu yılda Toktamış’ın oğlu olan Kadir Berdi tarafından öldürülmüştür. Bu süreçten sonra Altın Orda Devleti’nde bir daha sistemli bir teşkilatlanma arayışı ortaya çıkmamış, sürekli taht değişimleri yaşanmış ve devlet zamanla parçalanarak hanlıklara ayrılmıştır.

Yararlanılan Kaynaklar

AKA İsmail, “Timur“, Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, Y.2012, C.41, s.173- 177.
AKMAZ Ahmet, “Rus Yayılmacılığının Sistemleşme Süreci“, B.Ü İslami İlimler Dergisi, C.1, S.2, 2014, s.29-44.
Hayrunnisa Alan Akbıyık, “Timur’un Toktamış Üzerine Seferleri ve Altın Orda’nın Yıkılması Meselesi“, Bilig, Güz-2003, S.27, s. 117-156.
KAMALOV İlyas, Altın Orda-Rus İlişkileri ve Altın Orda’nın Rusya’ya Etkileri (Altın Orda Devleti’nin Yıkılışı ve Çarlık Rusyası’nın Kuruluş Sürecinde), Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Doktora Tezi, 2008.
KAMALOV İlyas, Altın Orda ve Rusya, Ötüken Yayınları, İstanbul 2009.
KAMALOV İlyas, “Toktamış“, Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, Y.2012, C.41, s.231-232.
KARDAŞ Kadri, Altınorda Devleti’nin Siyasi Tarihi, Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, 2015.
KURAT, Akdes Nimet, Rusya Tarihi, TTK-1987, Ankara.
Nizamüddin Şamî, Zafernâme, Çev. Necati Lugal, TTK-1987.
YAKUBOVSKİY A. Yu, Altın Ordu ve Çöküşü, Çev. Hasan Eren, TTK-2000.
YİĞİT İsmail, Memlûkler, Kayıhan Yayınları, 2015.


15 Haziran 1995 tarihinde Trabzon'da dünyaya geldi. İlköğretim ve lise eğitimini yine aynı şehirde tamamladı. Şu anda Kastamonu Üniversitesi Tarih bölümünde 4. sınıf olarak lisans öğrenimine devam etmektedir. Yazılarını genel olarak Ortaçağ tarihi üzerine hazırlamaktadır. Özelde ise Selçuklular, Moğollar, Memlûkler ve Altın Orda konularına ilgi duymaktadır. Ağustos 2017 tarihinden itibaren Tarih-i Kadim'de yazarlık yapmaktadır. Hakan Bozdemir ile iletişim için: hakanbdemir@gmail.com

Yorum Yapmak İçin Tıklayın

Bir yorum yazın.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Facebook

Editör Tavsiyesi

Yazarların Son Yazıları

Daha Fazla: Altın Orda Hanlığı