Connect with us

Karahanlı Hanedanı

Karahanlılar Döneminde Kültür Faaliyetleri

Karahanlılar Döneminde Kültür Faaliyetleri

Karahanlılar’ın Türkistan’ı yönettiği dönem aralığında devletin topraklarının İran, İslam ve Çin gibi kültür sahalarının kesiştiği noktalara yayılması ve Göktürk ile Uygur hanedanları döneminde gelişen kültürün üzerine yenilerinin eklenmesi Türkler arasında geniş ilim ve kültür faaliyetlerinin ortaya çıkmasına sebep olmuştu. Yapılan bu faaliyetler, Türk ve İslam kültürlerine katkıda bulunmakta kalmamış, Türkçe’nin edebi bir dil haline gelmesi sağlanarak ilmi olarak etkileyici bir Karahanlı dönemi yaşanmasına sebep olmuştur. Eserlerde Uygur ve Arap harflerinin yoğunluklu olarak kullanıldığı ve komşu devletlerle Uygurca yazışılan bu edebi dönemi hep birlikte inceleyelim.

Bir ülkede eğitim faaliyetlerinin istikrarlı bir şekilde yürütülebilmesi için o ülkenin ekonomik durumunun iyi olması gerektiği açık bir gerçek. 11. yüzyıla geldiğimizde Karahanlı topraklarının sadece batısında 50’den fazla şehirin ekonomik büyüklüğü para basabilecek şekilde fazlaydı.

Ortaçağ İslam Dünyası’nda bilinen ilk modern nitelikli medrese Tamgaç Han İbrahim tarafından 1066 yılının Haziran ayında Semerkand’da açılmıştır. İbrahim Han’ın açtırdığı medresede öğrenci yurdunun, kütüphanesinin, seçimle göreve gelen idarecilerinin, maaşlı hocaların, burslu öğrencinlerin ve tespitli yıllık bütçenin olması şüphesiz onu kendincen önceki medreselerden ayıran farklar olmuştur. Medresenin vakıfnamesinden anladığımız kadarıyla, Semerkand dışında başka medreselerde bulunmaktaydı fakat onların içeriği hakkında herhangi bir bilgimiz yoktur.

Medreselerin temel işlevi imam, müezzin, hatip, vaiz ve müftü gibi dini ihtiyaçlara cevap veren memurların yetiştirilmesinin yanında; kadı, zabıta, katip, tercüman, noter, elçi, vali ve vezir gibi kişilerin de yetişmesini sağlamaktı. Buradan medreselerin temel amacının devletin ve halkın ihtiyacı olan bürokrat ve din adamlarının yetiştirilmesini sağlamak olduğunu söyleyebiliriz. İbrahim Han’ın başlattığı bu eğitim çalışmalarından sonra 12. yüzyıla gelindiğinde sadece Buhara’da maaşlı 6000 fıkıh bilgini olduğunu biliyoruz. Bunun yanında, İbrahim Han tarafından kurulan bu medreseler; İslam dünyasında daha sonradan kurulacak olan Nizamiye Medreseleri gibi oluşumlara öncülük ettiyse de sonradan kurulan Nizamiye Medreseleri yaygınlaşınca İbrahim Han’ın kurdurduğu bu medreseler zamanla unutulmaya yüz tutmuştur.

Bu dönemde inşa edilen medreseler sadece İbrahim Han’ın yaptırdığı medreselerden ibaret değildi. Kadır Han Cibril’in Kül Er Tegin ismiyle, epey masraf ederek Buhara’da yaptırdığı medrese de bunların arasındadır. Bunun dışında, ondan sonra tahta çıkan Arslan Han Muhammed’in de yaptırdığı medreseler olduğunu biliyoruz. Hakanlar, vefat ettikten sonra inşa ettirdikleri bu medreselere defnediliyorlardı. Karahanlıların getirmiş olduğu bu modern medrese kavramı, Türklerin İslamiyet’e yaptıkları en büyük katkılardan birisidir.

Karahanlılar’da eğitim faaliyetleri uğraşanlar arasında Türk hakanları ve şehzadeleri de vardı. Örneğin Karahanlı hükümdarlarından olan Şemsü’l Mülk Nasr hem hattat hem de muhaddis idi. İbrahim Arslan Han ise hattatlık ve şairlik yapıyordu. Bunun yanında kadınlar da eğitim faaliyetlerine katılmaktaydı. Örneğin dönemin alimlerinden olan Alaüddin Muhammed es-Semerkandi’nin kızı olan Fatıma, bizzat babasından fıkıh dersleri alarak büyük bir fakiha olmuştu. Bunun dışında Karahanlı sarayında tercümanlık, casusluk, vb. işlerle uğraşan kadınların da olduğunu biliyoruz.

Hükümdarlar halkının güvenliğinden, yiyeceğinden, kalacak yerinden ve giyeceğinden de sorumluydu. Tamgaç Han İbrahim, yardım eli uzanmayan garip ve zavallı fakirlerin, bela ve hastalıklardan kurtulmaları ve felçli hastaların vefat edinceye kadar dinlenmeleri ve iyi bakılmaları için hastaneler (Bimaristan) yaptırmış ve masraflarını karşılamıştır. Tamgaç Han İbrahim’in kurdurduğu bu hastanenin yanı sıra, Semerkand’da Nimek Bimaristan adında başka bir hastanenin daha bulunduğu bilinmektedir. Sağlık alanında hizmet veren bu tür yapılarda çalışan görevliler, usta – çırak usûlü ile eğitilmekle birlikte, mesleklerini yapabilmeleri için gereken dini – hukuki eğitimi de medreselerden almaktaydılar. Her türlü masrafları ise tesis edilen vakıf gelirlerinden karşılanmaktaydı.

YAYINLANAN ESERLER

 

Kaşgarlı Mahmud – Dîvânü Lugati’t-Türk

İyi tahsil görmüş, Türkçe’nin yanında Arapça ve Farsça da bilen Kaşgarlı Mahmud, iddialara göre Karahanlı şehzadelerinden birisiyken saray içindeki entrikalardan dolayı saraydan kaçmak ve kendisini gezgin gibi tanıtmak zorunda kalmıştır. Önce Kaşgar’a yerleşmiş, daha sonra Selçuklular’ın ilim adamlarını Bağdat’a davet etmesi üzerine Bağdat’a göç etmiştir. Buraya yerleştikten sonra, Dünya üzerindeki çeşitli Türk topluluklarının lehçelerinden örnekler verdiği; Türklerin sosyal, dini ve iktisadi hayatından bahsettiği ve 1072 – 1077 yılları arasında tamamladığı Dîvânü Lugati’t-Türk isimli eserini Abbasi Halifesi Muktedi Biemrillah’ın oğlu Ebu’l-Kasım Abdullah’a sunmuştur. Bu eserinde ayrıca; bize ulaşmayan edebi eserlerden, eski destan ve halk edebiyatından örnekler vermiştir. Türkçe’yi ve Türk kültürünü Doğu coğrafyasına tanıtma amacı taşıyan bu eseri sebebiyle Kaşgarlı Mahmud, ilk Türk dil, halk ve coğrafya bilimcisi olarak kabul edilir.

Yusuf Has Hacib – Kutadgu Bilig

Türk devlet düşüncesi, kanun anlayışı, hakimiyet anlayışı ve siyaset görüşü üzerinde duran eser 1070 yılına doğru Kaşgar’da, Uygur harfleri ile Balasagunlu Yusuf Has Hacib tarafından yazılmış ve Tabgaç Uluğ Buğra Kara Han’a (Tamgaç Han Hasan) sunulmuştur. Yusuf Has Hacib eseri takdir ederken “Bu türden bir esere Çinliler ‘Edebü’l-Mulük’, Maçinler (Doğu Türkistan’da bir topluluk) ‘Enisü’l Memalik’, Doğu ülkesinin büyükleri ‘Zinetü’l-Ümera’, İranlılar ‘Şahname-i Türki”, Turanlılar ise Kutadgu Bilig demektedirler” şeklinde yazmıştır. Siyasetname türünün Türk edebiyatındaki ilk örneği olarak kabul edilen eser Karahanlı (Hakaniyye) Türkçesi ile yazılmıştır. Hayatı hakkında pek bir şey bilinmeyen Yusuf Has Hacib’in ise asil bir aileye mensup olduğunu; ilmi, erdemi ve takvası ile toplum içindeki konumunun yüksek bir mevkide olduğunu bilmekteyiz.

Edip Ahmed Yükneki – Atabetü’l-Hakayık

Konusu din ve ahlak olup, 12. yüzyılda Uygur harfleri ile yazılan ve günümüze Türk dil bilimci Reşit Rahmeti Arat tarafından aktarılan bu eser dönemin hakanlık mensuplarından olan Muhammed Dâd Sipehsalar Bey’e sunulmuştur.

Utbi – Kitabü’l-Yemini

Karahanlı hanedan mensupları olan Harun Buğra Han, İlig Nasr bin Ali, Ali Tegin, Cafer Tegin, Yusuf Kadır Han, Togan Han Ahmed ve Arslan Han Mansur dönemleri hakkında bilgi verir.

Mecdüddin Muhammed – Mülüki’t-Türk / Türkistan

Eserden günümüze ulaşan bazı kayıtlarda Karahanlı hükümdarlarının “Kara Han” unvanı almasının sebepleri ve kökeni ile ilgili bazı efsanelere yer almaktadır.

Satuk Buğra Han Destanı

Karahanlıların ilk Müslüman hükümdarı Satuk Buğra Han’ın İslâmiyeti kabulü, yayma çalışmaları, ailesi ve onun kerametlerinden bahseden destan, milli – dini bir karakter gösterir.

? – Tarih-i Buhara

Karahanlılar zamanında Buhara’daki imar faaliyetleri hakkında bilgi vermektedir.

Ebu’l-Fütûh Abdülgafir – Tarih-i Kaşgar

Abdülgafir’in 1093 yılından önce kaleme aldığı ve muhtemelen Tamgaç Han Hasan’a sunduğu bu eserde, kendi yaşadığı Kaşgar şehrinin tarihini ele almıştır.

Manas Destanı

Karahanlılar zamanındaki İslami Türk Edebiyatı’nın sözlü ürünlerinden olan bir diğer eser de Manas Destanı’dır. Vasili Radlof’un çalışmaları sayesinde toplanan ve daha sonra başka rivayetleri de tespit edilen Manas Destanı, 11. ve 12. yüzyıllarda gelişerek meydana çıkmıştır ve 400.000 mısradan oluşmaktadır.

Ahmed Yesevi – Divan-ı Hikmet

Hoca Ahmed Yesevi’nin, Türkler arasında tasavvufu yaymak amacıyla yazdığı hikmetlerin bir araya toplanmasıyla oluşturulan bir eserdir.

Bu dönemde yazılan diğer bazı eserler

Ebu Hafs Ömer – El-Kand
Zahir-i Semerkandi – Sindbadname
Ebu’l-Fütûh Abdülgafir – Mu’cemu Şuyuh
Raziyyüddin Nişaburi – Mekârimü’l-Ahlâk
Ebu Nasr Ahmed’ül Buhari – Tarih’ül-Kısas
Zahir-i Semerkandi – Agraz’üs Siyaset fi İlm’ir Riyase

11 – 12. yüzyıllardan olduğu tahmin edilen Türkçe Kuran tercümeleri de muhtemelen Karahanlılar zamanında yapılmıştır. Ayrıca “Kufi” yazı sanatı da hızlı bir gelişme göstermiştir.

Yararlanılan Kaynaklar

• Anadolu Üniversitesi, İlk Müslüman Türk Devletleri
• İbrahim Kafesoğlu, Türk Milli Kültürü, Ötüken Neşriyat, İstanbul 2014
• Erdoğan Merçil, Müslüman Türk Devletleri Tarihi, Bilge Kültür Sanat, İstanbul 2013
• Nesimi Yazıcı, İlk Türk – İslam Devletleri Tarihi, Ankara Üniversitesi İ. F. Y. – Ankara 1992
• Ömer Soner Hunkan, Türk Hakanlığı (Karahanlılar), IQ Kültür Sanat Yayıncılık, İstanbul 2011


1997 yılında İstanbul’da dünyaya geldi. İlkokul ve liseyi başarılı bir şekilde bitirdikten sonra, hedefine giden yoldaki çabalarının karşılığı olarak Marmara Üniversitesi, Tarih Bölümü’nü kazandı. Şu an 3. sınıf olarak eğitimini devam ettirmekte. Tarih alanındaki çalışmalarının sadece eğitim hayatı ile sınırlı kalmasını istemediği için Ağustos 2015’de Tarih-i Kadim’i kurdu. Buğra Han Yerli ile iletişim için: bugrahanyerli@gmail.com

Yorum Yapmak İçin Tıklayın

Bir yorum yazın.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Facebook

Editör Tavsiyesi

Yazarların Son Yazıları

Daha Fazla: Karahanlı Hanedanı