Connect with us
nezihe-muhiddin

Avrupa Tarihi

Kadınların Oy Kullanma Hakkına Giden Yolda: Nezihe Muhiddin

Kadınların Oy Kullanma Hakkına Giden Yolda: Nezihe Muhiddin

Bu yazı Buse Sarı tarafından hazırlanmıştır.

Aydınlanma Dönemiyle başlayan, bireyin merkeze alındığı zihin yapısıyla şekillenen sistematik; o güne kadar duyulmamış kavramlar, o güne kadar elde edilmemiş güvenceler üretmeye ve talep etmeye başlamıştır. Kimi zaman aydınların ve aktivistlerin “İnsanlığa karşı duyduğu aydınlık tutkusundan” talep edilen, kimi zaman ait oldukları topluluğun görkeminin sonucu olarak lütfedilen şeyler sonucu insan onuruna dayalı insan hakları kavramı, insan hakları belgeleri ve güvenceleri doğmuştur. Bu güvenceler içinde mülkiyet güvencesi, vergi hakkı gibi uzun bir maziye sahip kazanımların yanı sıra çalışma hakkı, ifade özgürlüğü, oy hakkı gibi görece yeni kavramların doğurduğu kazanımlar da vardır. İktisadi faaliyette bulunup para kazanıp, vergi verilebilirim; bu vergi oranı kanunlarda belirlenmek zorunda, kazancımdan arttırıp uygun gördüğüm şeyin mülkiyetini devralabilirim; egemen bu hakkıma saygı duymak zorunda, egemeni beğenmeyip eleştirebilirim, istersem başka birine egemenlik yetkisini kullanması üzerine oy verebilirim, “meğerki kadın değilsem”.

İşte insanlığın yaklaşık 150-200 yıldır sondaki üç kelimeyi yok etmek için verdiği mücadele; kadın hakları mücadelesi, burada başlar. Merkeze alınan bireyin erkek olması, yeni sistematikte de kadın bireyleri dezavantajlı halini sürdürdü. Merkez alınan düşüncenin seküler olması ve ilk içeriklerinin Avrupa’da üretilmesi hâlihazırda dezavantajlı olan birilerini daha da dezavantajlı hale getirdi; Müslüman kadınları. Müslüman kadınlar bu değişen düzende nasıl konum aldılar, neler talep ettiler ve nasıl talep ettiler, bu çok geniş bir konu. Bu yazıda mezkur deryaya Nezihe Muhiddin hanım özelinde, kendi hayatının başat mücadelelerinden olan oy hakkı açısından dalınacaktır.

Nezihe Muhiddin, 1889 doğumlu yazar, öğretmen, düşünür ve aktivisttir. 1912 yılında kurulan Türk Hanımları Esirgeme Derneği’nin ve Osmanlı Donanması’nı desteklemek için kurulan Donanma Cemiyeti’nin Kadınlar Şubesi’ni kurucularındandı. 20 yaşında İttihat Terakki Kız Sanayi Mektebi’ne müdür oldu. Aynı yaşlarda Sabah, İkdam gibi gazetelere sosyoloji, pedagoji, psikoloji yazıları yazmaya başladı. Milli Mücadele döneminde kadınların örgütlenmesine çalıştı, vaazlar verdi. Milli Mücadelenin başarılı olmasıyla beraber köşesine çekilmedi, yeni kurulacak devletin harcına kadın hakları mücadelesini de eklemeye çalıştı; yeni Türk devletinin ilk siyasi partisini kurdu: Kadınlar Halk Fırkası. Nezihe Muhiddin için bu olay dönüm noktası oldu.

nezihe-muhiddin-1

Nezihe Muhiddin.

Oy hakkı, tabiatı itibariyle diğer insan haklarından farklı bir süreçte gelişmiştir.

Bunun çeşitli gerekçeleri vardır; monarşinin güçlü olması, kral devletten ulus devlete geçiş, yaşam hakkı mülkiyet hakkı gibi şuan için negatif statü hakları (devletlerin karışmama bireylerin ihlal etmeme yükümlülüğü) diye addettiğimiz normlar din temelli sistemlerde de düzenlenmişken oy hakkının bir muadilinin bulunmaması bu sebeplerden bazılarıdır. Oy hakkı kavramı oluştuğu dönemden kısa bir süre sonra vatandaşlık bağının doğal bir uzantısı olarak görülmeye ve bireylere tanınmaya başlamıştı; meğerki kadın değilse. İşte bu son üç kelimeyi değiştirmeye çalışan mücadele de Sufrajet hareketi ya da Sufrajetler deniliyor. İngiltere’de bu isimle başlayan hareket, Amerika başta olmak üzere başka ülkelerde de yankı uyandırmış; insan onuruyla bağdaşmayacak uygulamalarla bastırılmaya çalışılmıştır. Uğruna değişik yasalar çıkarılmış (Cat and Mouse act- kedi fare yasası), renkli afişler yapılmış; kamuoyunu çok meşgul ettiği zamanlarda renkli karşı kampanyalara sebep olmuştur. İngiltere’de Emmeline Pankhurst, Amerika’da Alice Paul başta olmak üzere kadınlar oy hakkı için yürüyüşler, protestolar, sivil itaatsizlik, açlık grevleri yapmış; oy hakkına kavuşmuştur.

Peki ya dezavantajlıların dezavantajlıları, yani Müslüman kadınlarda durum nasıl ilerledi?

Kendisini süfrajet diye adlandırmadığı için Nezihe Muhiddin’e süfrajet demek ne derece isabetli olur bundan emin değilim ama yaptıkları göz önüne alınırsa Nezihe Muhiddin de bu mücadelenin kalbinde bulunan insanlardandır. Yeni Türk Devleti’nde -30 Mayıs 1923’te daha cumhuriyet ilan edilmemiş, devletin adı bile müphemken- 13 arkadaşıyla beraber kadınların siyasi hakları için bir şura toplamaya karar vermişlerdi. 15 Haziran 1923’te Darülfünun’un Konferans Salonu’nda toplanıldı ve Kadınlar Halk Fırkası Kurulmasına karar verildi. Gazetelerde demeçler verilmeye başlandı; parti programında kadınların oy hakkı için tedrici bir yol izleneceğini ilk hedefin belediye seçimlerinde oy verme hakkı olduğu açıklandı. Anadolu’da da teşkilatlanma olacaktı. Parti’nin verdiği demeçlerin etkisinden midir, karakterlerin yüksek karizmasından mıdır bilinmez aday olmamalarına rağmen 1923 Temmuz’unda yapılan mebus seçimlerinde Halide Edip ve Latife Hanım’a da oy çıkmıştı. Değişik bir hak serüveni başlamıştı.

Kadınlar Halk Fırkası’nın kurulmasına, programdaki bazı düşüncelerden dolayı izin verilmemişti.

Bu esnada 9 Eylül 1923’te Cumhuriyet Halk Fırkası kurulmuştu. Nezihe Muhiddin ve arkadaşları Türk Kadınlar Birliği’ni kurarak – tüzüklerine siyasetle alakamız yok kaydı ekleyerek- çalışmaya devam etmişlerdi. Yunus Nadi başta olmak üzere “Havva kızları meclis’te manto modası tartışacak” gibi söylemlerle karşılanmış olsa da Nezihe Muhiddin vazgeçmemiş, sürekli bir açık kapı kollamıştır. Camilerde vaaz vermek için Diyanet İşleri’ne başvurmuş, uluslararası kadın hakları platformlarıyla iletişime geçmiştir. 1926’da Cumhuriyet Halk Fırkası’na girerek orada devam etmeye çalışmışlarsa da; fırkaya kabul edilmemişlerdi. CHF’ye giremeyen kadınlar 1927’de Nezihe Muhiddin’i Türk Kadınlar Birliği’ne başkan yapıp, parti programlarına kadınların siyasi hakları için mücadele etmek kaydını eklemişlerdi. Bu hamleden kısa bir süre sonra, Nezihe Muhiddin, yolsuzluk suçlamalarıyla karşı karşıya kaldı. Yolsuzluk iddiaları asılsız çıktı ve birlik 1927 seçimleri için çalışmaya başladı.

Birlik başta CHF’den kadın aday çıkarmaya çalıştı, bu istek anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle kabul görmedi. Kadınlar Birliği, toplumda etki uyandırabilecek çeşitli kişilerin birlikten de aday çıkabileceği konusunda verdiği demeçlerden sonra aralarında Nezihe Muhiddin’in de bulunduğu dört kadın aday birlik tarafından aday olarak gösterildi. Yerli basın gibi yabancı basın da bu olaya karşı kayıtsız kalmadı. Nezihe Muhiddin, Atatürk ile görüşerek olayı çözmeye çalışacaktı; Atatürk randevu almak için gelen ilk heyeti kabul edince görüşmeleri pek mümkün olmadı. Bu sırada Nezihe Muhiddin’e gelen eleştiriler çeşitleniyordu; “Türk erkekleriyle uğraşacağına Türk inkılabını Türk kadınlarına anlatmaya çalışsın” diyen bir grup daha meydana geldi. Çok hızlı bir kanunlaşma süreci, modernleşme ve hatta uluslaşma süreci devam ediyordu. Nezihe Muhiddin de bu hıza ayak uyduruyordu. Son çare olarak kadınları temsil etmesi için erkek aday çıkarmayı düşündüler ve Feminist Kenan Bey’i aday olarak çıkarttılar. Baskılara dayanamayan Kenan Bey de istifa etti.

Kenan Bey’in istifasıyla Nezihe Muhiddin için çok sancılı bir süreç başladı.

1927’de birliğin içindeki muhalif grup güç kazandı, yolsuzluk iddiası tekrar gündeme geldi, teftişler başladı ve 1927 Eylül’ünde muhalif kanat iyice baskın çıkarak Saime Hanım’ı başkanlığa getirdi ve Nezihe Muhiddin’i ihraç ettiler. Nezihe Muhiddin ve Birliğin kaderi böylece ayrılmış oldu. 1930’da Belediye seçimlerindeki oy hakkıyla başlayan ilerleyiş 1934’te genel oy hakkıyla taçlandı; Türk kadını Fransa’dan, İtalya’dan hatta muasır medeniyetin en iyi şekliyle vücut bulduğu düşünüldüğü için medeni kanunu iktibas edilen İsviçre’deki hemcinslerinden daha önce oy hakkında kavuşmuş oldu. Birlik, “1935’te “Türk kadınına Türk erkeği kadar hak verildiği ve TKB’nin etkinliğine devam etmesine gerek kalmadığı” belirtilerek feshedildi.

Uluslararası Kadınlar Kurumu üyeleri.

Serüven’in ilginçliği Nezihe Hanım’ın Birlik’ten ayrılmasından sonra farklı bir renge büründü. Birlikten sonra yazmaya ve çay toplantılarına devam etse de bu çok uzun ömürlü olmadı. Nezihe Hanım yalnızlaştı ve unutuldu; hayatını arkadaşları tarafından yatırıldığı akıl hastanesinde 1958 yılında tamamladı. Birlik kendini feshetti ama bu sırada yani 1935 yılının 18-24 Nisan arasında Türkiye arasında IAW’nin (Intemational Alliance of Women)’ın kongresine ev sahipliği yaptı. Kongre dünyanın dört bir yanından kadın hakları aktivistlerini, süfrajetleri, feministleri İstanbul’da buluşturdu. Kongre’deki kadınlar hem Doğu’daki kadınlara yöneltilen oryantalist bakışa hem kendi ülkelerindeki olaylara karşı düşünce alışverişinde bulundular. Feminist oryantalizm, Türk kadınının Müslüman kadın içindeki müstesnalığı gibi söylemlerin Avrupalılar tarafından sarfedilirken, “Atatürk’e Atatürk demek doğru değildir, O Ataşark, yani hepimizin atası” diye karşılık veren Mısırlı Feministlerin olduğu bu değişik toplantı Latife Bekir değil, Nezihe Muhiddin’in başkanı olduğu bir birlikçe yapılsa nasıl olacağı merak konusu olarak kalacaktı.

Sonuç olarak oy hakkı, diğer insan haklarından farklı bir gelişim göstermekle beraber kimin kazandığına bağlı olarak da farklı bir gelişim gösterdi.

İngiltere başta olmak üzere kadınlar oy hakkı için çetin mücadelelere girişti. İngiliz kadını oy hakkı için çalışırken; Türk kadını bu çabaya ancak çok eşliliğin engellenmesi, çalışma hakkı, örtü serbestisi gibi vakıaların yanı sıra Milli Mücadele sınavını verdikten sonra yönelebilmiştir.

Nezihe Muhiddin başta olmak üzere fikri hür vicdanı hür kadınlar, Osmanlı Hanedanı döneminden beri Türkiye’de oluşturdukları zeminin de katkısıyla, siyasi haklarını talep etmişlerdir. Siyasi haklarını talep ederken çeşitli alaylara maruz kalmış, ithamlarla yüzleşmiş olsalar da Türk tarihinin en hazin siması olan Türk kadınına hak ettiği değeri verdiği için toplumu da güçlendirecek devrimler yapılırken fikri hür vicdanı hür bu kadınlar, zor ve meşakkatli bir mücadeleye girişmişler ve sonucunda –istedikleri kadar erken olmasa da- siyasi hakkını elde etmişlerdir. Bu hakları muasır medeniyetlerin bazılarından daha erken kazanmış, 1935’teki uluslararası kadın hakları konferansında dört yandan kadın haklarına kayıtsız kalmayan kadınları ağırlamıştır.

Yararlanılan Kaynaklar:

Nezihe Muhiddin, Tüm Eserleri-4, Mor Kitaplık
Cariyeler, Bacılar, Yurttaşlar; Deniz Kandiyoti
Tarih ve Toplum, Aylık Ansiklopedik dergi, 2002 Mart sayı: 219
Osmanlı ve Cumhuriyet Modernleşmesinde Kadın; Karşılaştırmalı bir analiz, Yonca Kurt
Yaprak Zihnioğlu, Kadınsız İnkılap

Meraklısına:

Suffragate (2015) yapımı film- Emmeline Pankhurst ve İngiltere
Iron Jawed Angels- Alice Paul, Lucy Burns ve Amerika


Tarih-i Kadim bünyesinde bir dönem yazarlık yapmış ancak belirli sebeplerden dolayı aramızdan ayrılmak zorunda kalan değerli yazarlarımızın, emeklerinin saklandığı arşiv bölümü.

Yorum Yapmak İçin Tıklayın

Bir yorum yazın.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Facebook

Editör Tavsiyesi

Yazarların Son Yazıları

Daha Fazla: Avrupa Tarihi