Connect with us
selcuklu-ve-gazne-iliskileri-1

Gazne Hanedanı

Selçuklu ve Gazne İlişkileri

Selçuklu ve Gazne İlişkileri

Selçuk Bey’in büyük oğlu Arslan Yabgu önderliğindeki Oğuzlar’ın, 1020 tarihinden itibaren Maveraünnehir’de güçlenmeye başlaması, Karahanlı hükümdarı Yusuf Kadir Han ve Gazne hükümdarı Sultan Mahmud’un dikkatini çekmişti. Bir araya gelen iki hükümdar, bu konuda bir anlaşmaya vardılar. Sultan Mahmud, Arslan Yabgu ve ona bağlı birlikleri tehdit olarak gördüğü için, çeşitli hileler ile Arslan Yabgu’yu yakalatmış ve 1025 tarihinde, Hindistan’da bulunan Kalincar Kalesi’ne hapsettirmişti. Arslan Yabgu, 7 yıllık esaretten sonra bu kalede vefat etti. (1032) Selçuklu ahalisi, Arslan Yabgu’nun etkisiz hale getirilmesinden sonra farklı taraflarla ittifak kurarak Maveraünnehir’de tutunmaya çalıştı ama başarılı olamadı.

Karahanlı ve Gazne hükümdarlarının anlaşmasına rağmen birtakım Türkistan beyleri, Selçuklular’ı Gazne’ye karşı kışkırtmaya devam ediyor, saldırılara devam etmeleri durumunda her türlü desteği vereceklerini ifade ediyorlardı. Sultan Mahmud döneminde takip edilen katı politikalarla Selçuklular’ın bir tehdit haline gelmesine fırsat verilmemişti. Fakat Sultan Mesud döneminden itibaren bu durum tersine dönmeye başlayacaktı.

1034 yılında Harezm’de düşmanları Şah Melik’in baskınına uğrayan Selçuklu ahalisi zorunlu olarak Horasan’a göç etti.

1035 tarihinde Selçuklu reisleri Gazne’ye gönderdikleri mektupta Sultan Mesud’un hizmetine girmek istediklerini belirtmişler, buna karşılık Nesa ve Ferave’nin yurt olarak kendilerine verilmesini talep etmişlerdi. Sultan Mesud, onların bu isteğini reddetmiş ve üzerlerine bir ordu yollamıştır. Sultan Mesud’un yolladığı bu ordu, 29 Haziran 1035 tarihinde, Nesa yakınlarında Selçuklular tarafından mağlup edildi. Gazneliler, savaştan sonra yapılan görüşmelerde Musa Yabgu’ya Ferave’yi, Çağrı Bey’e Dihistan’ı ve Tuğrul Bey’e de Nesa’yı verdi. Zaferden sonra Selçuklular; kendilerine olan katılımın artmasından aldıkları cesaretten olsa gerek, Gazne topraklarına yaptıkları akınları arttırdılar ve Merv, Serahs ve Baverd şehirlerinin de kendilerine verilmesini istediler.

Bu süreçten sonra Horasan’ı birbirine katmaya başlayan Selçuklular’a karşı Gazneliler ciddi bir hazırlık içerisine girdi. Mayıs 1038 tarihinde Serahs yakınlarındaki Selçuklular ile Gazne komutanı Hacib Sübaşı arasında gerçekleşen savaşı Selçuklular kazandı, Gazne ordusu ise bütün ağırlıklarını bırakıp kaçtı. Tuğrul Bey’in üvey kardeşi İbrahim Yınal, 12 gün sonra Nişabur şehrine gelerek burayı teslim aldı ve Sultan Mesud adına okunan hutbeyi Haziran 1038’de “es-Sultanü’l-Muazzam” unvanıyla Tuğrul Bey adına çevirdi.

Devlet olma yolunda büyük bir adım atan Selçuklular’ın bu sevinci fazla uzun sürmedi. Sultan Mesud bizzat sefere çıkarak Selçuklular’ı Ulya-abad ve Serahs’ta iki kere ağır yenilgiye uğrattı. Çarpışmaların şiddetlenmesi ve kayıpların artmasından sonra iki taraf da geçici bir barış arayışına girdi. Sonrasında yapılan barış antlaşmasına göre Selçuklular işgal ettikleri Nişabur, Serahs ve Merv’den çekilecek; karşılığında Nesa, Baverd ve Ferave onlara geri verilecek, Gazne ordusu ise Herat’a çekilecekti. Görünürde antlaşmayı kabul eden Selçuklular bu barış şartlarına uymadılar. İşgal ettikleri yerlerden çıkmadıkları gibi, tekrardan Gazne topraklarına akınlara başladılar.

Epey sinirlenen ve sabrı tükenmeye başlayan Sultan Mesud, büyük bir ordu ile tekrardan sefere çıktı.

Gazne ordusunu yıpratmak için onları olabildiğince kuzeye çekmeye çalışan Selçuklu birlikleri, bu amaçlarına ulaşmıştı. Selçuklular Merv yakınlarındaki Dandanakan Kalesi’ne geldiklerinde karşılarında bitkin, yıpranmış ve morali bozuk bir Gazne ordusu bulmuştu. Dandanakan’da gerçekleşen savaş sırasında 370 Gazne saray gulamının Gazne ordusundan ayrılıp Selçuklu tarafına geçmesi, zaten bitkin ve morali bozuk olan Gazne ordusunun tamamen dağılmasına sebep oldu. 23 Mayıs 1040 tarihinde gerçekleşen Dandanakan Muharebesi’nde Selçuklular büyük bir zafer kazandı. Sultan Mesud ise elinde kalan birlikler ile Gazne’ye kaçtı. Zafer kazanan Selçuklular, civardaki bütün devletlere ayrı ayrı zafernameler yollamışlar ve aynı zamanda Abbasi Halifesi Kaim’e bağlılıklarını bildirerek adaleti sağlayacaklarına dair söz vermişlerdir.

Savaşı kaybeden Sultan Mesud, sadece savaşı kaybetmekle kalmadı. Hindistan’a kaçmasını gerektirecek bir isyan sırasında bir kısım askerin müdahelesiyle tahttan indirilerek öldürüldü. Mesud’un ölümünden sonra Belh şehrinin valisi Altuntak da Selçuklular’a itaat etmiş ve şehri Selçuklular’a teslim etmiştir.

Büyük bir imparatorluğun temellerini atmaya başlayan Selçuklular, Dandanakan’dan kısa bir süre sonra Harezm ve Sistan’ı da ele geçirdiler.

Hatta sonrasında Sistan’da yerel halktan bazı kimseler Selçuklular’a karşı Sultan Mevdud’dan yardım istemiş, bunun üzerine Sultan Mevdud iki kere ordu yollamış fakat başarılı olamamıştı. Bu girişimlerden sonra ise Herat ve Tirmiz’i ele geçirerek Selçuklular’a karşı birtakım başarılar elde eden Sultan Mevdud, çeşitli taraflarla Selçuklular’a karşı ittifak yapmak istediyse de yakalandığı kulunç hastalığı sebebiyle 18 Aralık 1049 tarihinde Gazne’de vefat etti.

Sultan Mevdud’dan sonra karışıklık dönemine giren Gazne’de, neredeyse her yıl bir sultan değişiyordu. Taht dört defa el değiştirdikten sonra 24 Ocak 1050 tarihinde Gazne tahtına Abdürreşit bin Mahmut oturdu. Abdürreşit, tahta geçtikten sonra başarılı komutanlarından olan Tuğrul Bozan’ı Selçuklular üzerine üzerine yolladı fakat işler umduğu gibi gitmedi. Selçuklular’a karşı etkili zaferler kazanan Tuğrul Bozan, sonrasında Selçuklular üzerine yürümekten vazgeçip elindeki ordu ile birlikte Gazne’ye yürüme kararı aldı. 1052 tarihinde Gazne’yi ele geçiren Tuğrul Bozan, Sultan Abdürreşit ve 11 şehzadeyi öldürerek tahtı ele geçirdi. Tahtı ele geçirmekle kalmayan Tuğrul Bozan, Sultan Mesud’un kızıyla da zorla evlenmişti. Tuğrul Bozan’ın bu zorbalığı çok uzun sürmedi, 1 buçuk ay sonra komutanları tarafından yapılan bir girişimde Tuğrul Bozan öldürüldü ve katliamdan o sırada kalede hapis olmaları sebebiyle kurtulan üç şehzadeden birisi olan Ferruhzad, 1052’de tahta çıkarıldı.

1052 tarihinde Gazne tahtına geçen Ferruhzad’ın karşılaştığı ilk büyük tehlike, saltanat değişikliğinden faydalanmak isteyen Çağrı Bey’in Gazne şehri üzerine yürümesidir.

Çağrı Bey’in bu girişimini bozguna uğratan Ferruhzad, birtakım Selçuklu kumandan ve askerlerini de esir ederek Horasan içlerine ilerlemeye başlamış fakat Alp Arslan komutasındaki Selçuklu ordusu tarafından durdurulmuştur. İki taraf arasında gerçekleşen savaşın ardından 1053’de taraflar arasında barış yapıldı, sonraki dönem ise sakin geçti. Halkına karşı oldukça merhametli olduğu söylenen Ferruhzad, 1059 yılında kulunç hastalığından öldü.

Sultan Ferruhzad’dan sonra yerine 1059’da kardeşi İbrahim geçti. İbrahim, sultanlığı sırasında uzun bir süredir devam Selçuklu ve Gazne mücadelesini bitirme kararı aldı. İki Türk hanedanı arasında gerçekleşen savaşın son bulmasına Çağrı Bey de razı olmuş ve 1059’da iki taraf da kalıcı barış antlaşması yapmıştır. Bu antlaşma ile iki hanedan hakimiyetleri altındaki toprakları muhafaza etmeye ve birbirlerine saldırmamaya söz veriyorlardı. Tarihçi Ebu’l Fazl Beyhaki tarafından kaleme alınan bu antlaşma yaklaşık 50 yıl sürmüştür. Sultan Alp Arslan’ın 1072’de vefatından sonra Melikşah ile Sultan İbrahim arasında kısa süreli bir gerginlik ve toprak ihlalleri yaşansa da antlaşma yürürlükte kalmış ve iki tarafın dostluğu siyasi evlilik ile pekiştirilmiştir.

Bundan sonra Selçuklular ve Gazneliler arasında, Selçuklu sultanı Ahmed Sencer dönemine kadar önemli bir gelişme olmamıştır.

1110’lu tarihlere gelindiğinde Gazneliler arasında taht kavgası yaşanmaktaydı. Bu konuda mücadele eden kişilerden olan Behramşah, Sultan Sencer’den taht konusunda yardım istemiş, bunun üzerine Sencer de Gazne üzerine sefere çıkarak burayı ele geçirmiş ve Arslanşah’ı tahttan indirerek yerine kendisine bağlı olan ve 40 yıl Gazne hükümdarlığı yapacak olan Behramşah’ı tahta geçirmiştir. Bu olaydan sonra Gazne üzerinde Selçuklu nüfuzu sağlanmıştır. Bu nüfuz elbette Karahanlılar üzerinde olduğu gibi tam bir himaye ve hakimiyet şeklinde değildi fakat yine de önem taşır.

Selçuklular ile Karahitaylar arasında, 9 Eylül 1141 tarihinde Katvan Çölü’nde gerçekleşen Katvan Savaşı’ndan sonra Selçuklular yıkılış sürecine girmiş, kısa bir süre sonra da yıkılmışlardır. Böylelikle Selçuklu ve Gazne ilişkileri de sona ermiştir.

Yararlanılan Kaynaklar:

Osman Turan, Selçuklular Tarihi ve Türk – İslam Medeniyeti, Ötüken Neşriyat, İstanbul 2014
İbrahim Kafesoğlu, Selçuklular ve Selçuklu Tarihi, Ötüken Neşriyat, İstanbul 2014
A.C.S. Peacock, Selçuklu Devleti’nin Kuruluşu, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul 2016
Erdoğan Merçil, Müslüman Türk Devletleri Tarihi, Bilge Kültür Sanat, İstanbul 2013
Sadi Süleyman Kucur, İlk Müslüman Türk Devletleri, Anadolu Üniversitesi Yayınları


1997 yılında İstanbul’da dünyaya geldi. İlkokul ve liseyi başarılı bir şekilde bitirdikten sonra, hedefine giden yoldaki çabalarının karşılığı olarak Marmara Üniversitesi, Tarih Bölümü’nü kazandı. Şu an 3. sınıf olarak eğitimini devam ettirmekte. Tarih alanındaki çalışmalarının sadece eğitim hayatı ile sınırlı kalmasını istemediği için Ağustos 2015’de Tarih-i Kadim’i kurdu. Buğra Han Yerli ile iletişim için: bugrahanyerli@gmail.com

2 Yorum

2 Yorum

  1. Esat Öztürk

    01/05/2017 at 10:11

    ellerinize sağlık, çok güzel bir site olmuş.

    • Tarih-i Kadim

      02/05/2017 at 13:13

      Teşekkür ederiz.

Bir yorum yazın.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Facebook

Editör Tavsiyesi

Yazarların Son Yazıları

Daha Fazla: Gazne Hanedanı