Son Güncelleme:

Danişmendli Türkmenleri, hayatlarını çoğunlukla hayvancılık, buna bağlı olarak da konar-göçer olarak geçirmiş Türkmenlerdir. Evvelce kurdukları Danişmendli Beyliği, Türkiye Selçuklu Devleti tarafından yıkıldıktan sonra arta kalan kitleler önceleri Türkiye Selçuklu Devleti, sonraları da Osmanlı Devleti bünyesinde yaşamaya devam etmişlerdir.

Bu içeriğimizde; Prof, Dr. Tufan Gündüz’ün, Yeditepe Yayınevi‘nden çıkan Danişmendli Türkmenleri: Kırşehir-Nevşehir-Aydın Hattında Aşiretler isimli eserinden 10 iyi alıntı yaptık. İyi okumalar.

1 – Danişmendli Beyliği

Danişmendli Türkmenleri arasında bulunan 7 hanelik (sonraları 9 hane) bir grup için ”Evlâd-ı Sultan Seyyid Gazi” şeklindeki muafiyet kaydı, Danişmendli Türkmenlerinin, Danişmendli Beyliği’ni kuran aile ile bağlantısının olabileceğini düşündürmektedir. Bilindiği gibi VIII. yüzyılda Emevilerin, Anadolu’ya yaptıkları seferlerde yer alan ve kahramanlığı ile dikkati çeken Seyyid Gazi’nin (Seyyid Battal Gazi) Anadolu’da Bizans’a karşı yaptığı mücadeleler zamanla destani bir hüviyet kazanmış ve ”Battalname” adıyla kahramanlık ihtiva eden menkıbeler mecmuası geleneğinin bir devamı olarak edebiyata mal olmuştur. Danişmendname de bahsedilen geleneğin bir devamı şeklinde ortaya çıkmış olup Melik Danişmend Gazi’nin etrafında gelişen olayları menkıbevi bir şekilde anlatmaktadır. Danişmendname’ye göre, Danişmend Gazi, Battal Gazi’nin soyundan gelmektedir ve ”seyyidlik” payesine sahiptir.

2 – Danişmendli Adı

Osmanlı tahrir kayıtlarından takip edilebildiği kadarı ile XVI. yüzyılda Anadolu’da ve Rumeli’de Danişmend ve Danişmendlü adıyla çok sayıda köy, mezra’a, kışlak veya alan gibi isimlere tesadüf edilmektedir.

Danişmend”, Farsça’dan Türkçe’ye geçmiş bir kelime olup bilgili, ilim sahibi anlamına gelmektedir. Osmanlı Devleti’nde Süleymaniye Medresesi başta olmak üzere büyük medreselerin özellikle icazet alma seviyesine gelmiş olan talebeleri için kullanılan tabirdir. Bununla birlikte bu tabirin zaman zaman şahış adı ya da ismin önünde bir sıfat olarak kullanıldığı da görülebilmektedir. Bundan dolayı Danişmend yahut Danişmendlü adıyla tespit olunan yerleşme veya mevki isimlerinin şahıs isimleri ile de bağlantısının olabileceğinin göz önünde bulundurulması icap etmektedir.

3 – Danişmendli Türkmenleri ve Kadı

Danişmendli Türkmenlerinin kendi aralarında ortaya çıkan hukuki meseleleri bazen en yakın kaza merkezlerinde çözdükleri görülmektedir. Bu durum konar-göçerler için yaygın olarak görülebilen bir husustur. Yerleşik kaza merkezlerinde görülen davalar hariç, konar-göçerlerin hukuki meselelerinin nasıl çözüldüğü ve mahkemenin ne suretle kurulduğu hususunda elimizde yeterli bilgi bulunmamaktadır. Öte yandan, onlar anlaşmazlık halinde ya da haksızlığa uğradıklarında şikayetlerini herkes gibi Divan’a iletebiliyorlardı.

Bu durum, onların başına buyruk olmadıklarını ve kanunun uygulanmasına riayet ettiklerini  göstermektedir. Bundan dolayı, konar-göçer gelenekleri ne kadar güçlü olursa olsun, yürürlükte olan kanunların gücünün kabul edildiği ve sıkıntıya düştükleri zaman devlet otoritesine sığındıkları anlaşılmaktadır.




4 – Danişmendli Türkmenleri ve Voyvoda

Türkmen teşekküllerinin vergilerini toplayarak merkezi hazineye ulaştıran kişi Türkmen Ağası veya Voyvoda unvanını taşırdı. Voyvoda olanlar tahsil ettikleri vergiden yüzde alırlardı. Voyvodalar bu görevlerine bir yıllığına görevlendirilirler, eğer kendileri talip olursa yeniden bu göreve tayin edilebilirlerdi. Voyvoda, vergiyi tahsil ettikten sonra görevini bırakabilirdi. Muhasebe hesapları esnasından eksik mal tahsil edildiği ortaya çıkarsa ya da çeşitli sebeplerden dolayı vergi eksik tahsil edilirse voyvodadan eksiğin tamamlanması talep edilir ve bu husus için yeniden hükm-i hümayun verilirdi.

5 – Danişmendli Türkmenleri ve Boybeyi

Boynuinceli aşireti Danişmendli Türkmenlerinin temsilcisi durumunda olduğundan Boybeyileri de bu aşiretten çıkmakta idi. Danişmendlilerin birkaç mukata’aya ayrıldığı zamanlarda da Salarlı, Kaşıkçı, Şerefli gibi yine nüfus olarak kalabalık aşiretler boybeyi çıkarmıştır. Boybeyileri, Devlet ile aşiretler arasında irtibat noktası idi. Boybeyileri kendilerine bağlı aşiretlerden vergi tahsili ve voyvodalara teslimi başta olmak üzere, aşiretlerin içinde meydana gelen her olaydan sorumlu idi.

6 – Danişmendli Türkmenleri ve Hayvancılık

Danişmendlilerin 1656 yılında yapılan tahrirlerinde 205.478 adet koyunu ile 1259 devesi sayılmıştır. 1659 tarihinde bu rakamlar çok az değişerek 196.311 adet koyun ile 1252 adet deveye düşmüştür. Bununla birlikte hanelerin ortalama 200-300 adet koyuna sahip oldukları gözlenmektedir. Deve ise hemen hemen her ailede görülmektedir. Develer daha çok yaylak kışlak güzergahları boyunca kendi yüklerini taşımakta, bu sürecin dışında kalan zamanlarda ise şehirler arası transit ticarette kullanılmaktaydı.

Danişmenli Türkmenleri, sayıları hakkında bilgi sahibi olunmamakla beraber sığır da besliyorlardı. Ancak, sığırların yaylak kışlak güzergahlarına daha dayanıksız; üretim ve yetiştirilmelerinin koyuna göre daha meşakkatli olması yüzünden pek tercih edilmemekteydi. At ve katırın ise deve ve koyuna oranla oldukça az yetiştirildi ve ulaşım vasıtası olarak kullanıldığı anlaşılmaktadır.

7 – Üretim

Hayvancılığa bağlı üretim kollarının başında et, süt, deri, yün, keçe ve kilim gibi ürünler gelmektedir. Danişmendlilerin ürettikleri keçe ve kilim gibi malları nasıl pazarladıkları hususunda maalesef yeterli bilgi bulunmamaktadır. Ancak onların, tıpkı diğer konar-göçer teşekküller gibi yaylar pazarlarına veya panayırlarına mal getirdiği ya da büyük merkezlere yaklaştıkça mallarını pazarladığı düşünülebilir. Bununla birlikte, Türkmenler tarafından dokunan halı ve kilimlerin önemli ihraç maddeleri arasında yer alması, onların, tacirler ile bağlantılarının olduğunu da göstermektedir.




8 – Vergi Düzeni ve Vergiler

Devlet, konar-göçerlerden yüklü miktarda vergi tahsil etmekteydi. Bu yüzden, bir konar-göçer grubunun dağılması veya hayvanlarını kaybetmek suretiyle iktisadi krize girmesi, tahsil edilecek verginin de azalması veya yok olması anlamına gelmekteydi. Resmi vesikalarda bu hususa azami dikkat sarf edildiği ve aşiretlerden vergi tahsil eden veya vergi tahsilinde aracı olan görevlilere onların ne kadar vergi vereceği hususu her zaman hatırlatıldığı, belirtilen miktarların dışına çıkılmasına asla müsaade edilmediği tespit olunmaktadır. Hatta aşiretlerin vergi hususundaki şikayetleri daima dikkate alınmaktaydı. Dahası, aşiret mensuplarının vergilerini ödeyemez hale gelmelerinde onları yerleşik hayata zorlamak yerine ya vergi indirimi uygulayarak ya da vergi borçlarına geçici af getirerek rahatlamalarına da imkan tanınıyordu.

9 – Diğer Vergiler

Aşiretler iktisadi faaliyetlerine esas olan adet-i ağnam vergisinden başka, tekalif-i örfiyyeden olan bad-ı heva vergisini vermekteydiler. Bad-ı heva vergisi, serbest mukata’a olmaları hasebiyle doğrudan mukata’a sahibine ödeniyordu.

10 – Sefer Yükümlülükleri

Aşiretlerden başlangıçta asker almak adetten değilse de özellikle ordunun pek çok cephede savaşması yüzünden artan asker ihtiyacını karşılamak maksadıyla onlardan asker alma yoluna da gidilmiştir. Bu cümleden olarak, Osmanlı – Avusturya savaşları esnasında diğer Türkmen teşekkülleri gibi Danişmendlilerden de asker talep olunmuştu. Danişmendlilerden sefer için 300 asker talep edilmişti. Onlar bu esnada Aydın Evi ve Rum Evi olmak üzere iki kola ayrılmış olduklarından 150’şer adet asker göndermeleri bildirildi.

Sefere katılacaklara verilmesi lazım gelen bahşişlerin de Danişmendlilerin o yıl vermesi gereken vergiden ödenmesi tembih edildi. Buna göre, 300 asker için tayin olunan 15.000 guruşun 10.000 guruşu Rum Evi Türkmenlerinden, 5.000 guruşu ise Aydın Evi’nden havale olunacaktı. Aşiretlerin başlangıçta sefere katılma hususunda hevesli olmadıkları ve dağılmaya yüz tuttukları anlaşılmaktadır. Ancak sıkı tembihler karşısında Rum Evi Türkmenlerinden 15 nefer toplanmış, Aydın Evi’nden ise sadece 91 nefer gelmişti.

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.