10 İyi Alıntı: Erkan Göksu – Türk Hükümdarlık Sanatı

Bu içeriğimizde, Doç. Dr. Erkan Göksu’nun, Kronik Kitap‘tan çıkan “Kutadgu Bilig’e Göre Türk Hükümdarlık Sanatı” isimli eserinden 10 alıntı yaptık. İyi okumalar.

İçeriği okumadan önce Doç. Dr. Erkan Göksu ile gerçekleştirdiğimiz röportajı izlemek için buraya tıklayabilirsiniz.

1 – Kut Anlayışı

Eski Türklerdeki inanışa göre han, hakan ya da hükümdar olarak isimlendirilen Türk Kağanı, insanları idare etmek üzere Tanrı tarafından gönderilmiş ve yine Tanrı tarafından kendisine bahşedilen siyasi iktidar yani “kut” ile donatılmıştır. Buna göre hakimiyetin menşei ilahidir ve Türk Kağanı, Gök-Tanrı’nın yeryüzündeki temsilcisi durumundadır.

Eski Türk kağanlarının unvanları, bu düşünceyi açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Asya Hun hükümdarı Mete, Çin İmparatoruna yazdığı bir mektupta kendisini “Gök (Tanrı) tarafından tahta çıkarılmış Büyük Hun İmparatoru” olarak nitelendirmekte, “Tanrı-kut” unvanını kullanmaktadır. Avrupa Hunları’nın efsanevi hükümdarı Attila ile ilgili de buna benzer kayıtlar mevcuttur. Attila’nın Avrupalılar tarafından da “Tanrı’nın kılıcı” ya da “kırbacı” şeklinde nitelendirilmesi dikkat çekicidir.

2 – Kutadgu Bilig Hakkında

Türk kültür tarihinin en önemli eserleri arasında yer alan Kutadgu Bilig, töreye dayanan devlet ve hakimiyet anlayışının, İslami değer ve kavramlarla yenilenmesinden başka bir şey değildir. Nitekim eserin ismi bile “kutadmak” yani “kut sahibi kılmak, kut’a erişmek” fiilinden gelmekte olup, “siyasi otorite bilgisi”, “devlet olma, devletli olma” anlamlarını yansıtmaktadır. Başta Türk-İslam hükümdarı olmak üzere, Müslüman-Türk halkına kut’lu olmanın yolları gösterilmektedir.

3 – Hükümdar ve Görevleri

Türklerde hükümdar, hakimiyet ve meşruiyetini devam ettirebilmek için bazı görev ve sorumlulukları yerine getirmek zorundadır.

Siyasi görevleri: Dağınık boyları tek bayrak altında toplamak, memleketi tanzim ve idare etmek, halkı düzene sokmak, memleketi bölümlere ayırarak yönetmek, meclis, toy ya da kurultay toplamak.

Askeri görevleri: Ülke topraklarını korumak, yeni ülkelerin fethi için çaba sarf etmek, orduya kumanda etmek, asker ve kumandanlarını memnun etmek.

İktisadi görevleri: Halkı doyurmak, giydirmek ve refahını artırmak.

Hukuki görevleri: İyi kanun (töre) yapmak, kanunu adil bir şekilde uygulamak üzere gerekli tedbirleri almak, kötüleri cezalandırıp iyileri korumak, ülkede barış ve huzuru tesis etmek. Ayrıca devlet idaresine sadık, seçkin ve hakim kişilere görev vermek ve alimleri himaye etmek de hükümdarın vazifeleri arasındadır.




4 – Farabi’ye Göre Hükümdar ve Özellikleri

Türk asıllı filozof Farabi, devletin temeline akıl, bilgi ve bilgeliği koymuş ve devlet yönetiminde aklın ve bilginin önemini devlet reisinin şahsında temellendirmiştir. Farabi’ye göre hükümdarın vasıflarının şunlar olması gerekir:

Vücudu tam ve her uzvu kıvamında olmalı, söylenen her şeyi tabiatıyla iyi kavramalı, hafızası kuvvetli olmalı, uyanık ve zeki olmalı, güzel konuşmasını bilmeli, öğretmeyi ve öğrenmeyi sevmeli, her şeyi kolayca öğrenebilmeli, yeme-içme ve kadınlara düşkün olmamalı, doğruluğu ve doğruları sevmeli, ulu olmalı ve ululuğu sevmeli, adaleti ve adalet ehlini sevmeli, zulümden kaçınmalı, ılımlı olmalı, büyük bir azim ve irade sahibi olmalı.

5 – Nizamü’l-Mülk’e Göre Hükümdar ve Özellikleri

Siyasal otoritenin ya da hükümdarın vasıfları hakkında Nizamü’l-Mülk’ün Siyasetname’sinde dikkat çekici bilgiler görmek mümkündür. Nizamü’l-Mülk’ün hükümdarın vasıf ya da özellikleriyle ilgili işaret ettiği hususları şu şekilde sıralamak mümkündür:

Asil bir soya sahip olmak, akıllı ve bilgili olmak, adil olmak ve zalim olmamak, siyaset sahibi olup ihtiyatlı ve tedbirli davranmak, zeki ve uyanık olmak, cömert olmak, dürüst olmak ve doğruluktan ayrılmamak, sabırlı ve kararlı olup aceleci olmamak, merhametli ve iyi huylu olmak, nefsine hakim olmak, mağrur ve kibirli olmamak, takva sahibi olmak.

6 – Mutluluk Veren Bilgi mi, Hükümdarlık Bilgisi mi?

Kutadgu Bilig’i merkeze aldığı mefhumun “devlet” olduğu muhakkaktır. “Ey bu kitabı makbul bulan ve bu Türkçe esere hayretle bakan kimse. Bu kitap herkese yarar. Fakat en çok memleket ve şehirleri idare eden hükümdar için faydalıdır.” diyen müellif, eserin esas amaç ve mahiyetini açık bir şekilde ortaya koymuştur.

7 – Tanrı Kime Beylik İşini Verirse…

Eserde kut’la ilgili dikkat çekilen hususlardan birisi, Tanrı’nın, kut verdiği kişiye, konumuna yani beyliğe uygun özellikler de bahşettiği düşüncesidir. Bir bey, bey olarak doğar, bu lütuftur. Ama onda akıl, zeka ve gönül birlikteliği de olmalıdır. İşte Tanrı, kime beylik vazifesini verirse ona uygun akıl (anlayış) ve gönül de verir. Dolayısıyla kut bulup bey olan kişi, kut’a layık büyük özellikleri kapsar demektir.




8 – Kut Bir Göç Atı Gibidir, Göçer Gider…

Yusuf; kut, iktidar ya da beyliğin tanrısal, bir şahıs olarak beyin ise tanrısal olmayan yönünü defalarca vurgulamakta ve bunu, her defasında son derece çarpıcı ve idrak ettirici ifadeler, metafor ve benzetmelerle yapmaktadır. Burada da beyliğin kutsal, beyin ise kutsal kabul olmadığını, beyin, beyliğe yakışmayan tutum ve davranışlar sergilemesi neticesinde kut’un beyi terk edeceğini ifade için yaptığı göç atı benzetmesi son derece dikkat çekicidir. Kut’un bu vaziyetinin sürekli vurgulanması, şüphesiz bey için bir uyarı ve otokontrol niteliği taşıdığı kadar halk için de bir uyarı ve denetim çağrısı mahiyetindedir.

9 – Kut Giderse, Getirdiklerini de Beraberinde Götürür…

Görüldüğü üzere Kutadgu Bilig’e göre hükümdarlık, herkesin sahip olabileceği bir makam değildir. Asil soya sahip olmak ve Tanrı yarlığına yani kut’a kavuşmak en önemli şarttır. Ancak asil soydan dahi olsa bir kişinin kut’a sahip olması için belirli özellikleri taşıması gerekir. Bu özelliklere sahip olup kut’u bulması durumunda da kut’a sahip çıkması ve koruması lazımdır ki, bu da yine iş ve davranışlarında göstereceği iyi hallere bağlıdır. Bunları şahsında toplayan kişi hükümdar sıfatını alır ve sonrasında da hükümdarlığını devam ettirir. Ancak kendisinden beklenen özellikleri, iyi huy, iş ve davranışları sergileyemezse kut geldiği gibi gider. Giderken de getirdiklerini beraberinde götürür.

10 – Her Vakit Meşhur Bir Bey Olarak Kalmak İçin…

Eserin başka bir yerinde ise uzun süre hüküm sürmek isteyen beye şu tavsiyelerde bulunulmuştur:

“Her vakit meşhur bir bey olarak kalmak için, Allah nasip ederse şu dört şey lazımdır.

Biri doğru sözlü olmak, ikincisi memlekette kanunu devletle tatbik etmek, üçüncüsü açık elli ve cömert olmak, halka karşı şefkat göstermek, dördüncüsü düşmanına boyun eğdirmek ve memleket işlerini yapmak için azimkar ve cesur olmak.

Herhangi bir bey bu dört şeyi tam olarak yerine getirmezse memleket inhitata doğru gider.”

Buğra Han Yerli
İstanbul’da dünyaya geldi. Tarih alanındaki çalışmalarının sadece eğitim hayatı ile sınırlı kalmasını istemediği için Ağustos 2015’te Tarih-i Kadim’i kurdu.